Askerî Ceza Kanunu Madde 115: Memuriyet Nüfuzunun Sair Suretle Kötüye Kullanılması Suçu nedir?

Askerî Ceza Kanunu Madde 115: Memuriyet Nüfuzunun Sair Suretle Kötüye Kullanılması Suçu (2026 Güncel Rehber)


Kısaca: ACK m.115, emir verme yetkisini ya da memuriyetinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanarak bir astı, bir sivili veya bir tüzel kişiyi keyfi bir işleme maruz bırakan amir veya üstü cezalandırır. Temel hâlin cezası bir aydan iki yıla kadar hapistir; işlem siyasi amaçla veya kişisel çıkar için yapılmışsa ceza altı aydan az olamaz. Askerî mahkemelerin kaldırılmasından bu yana bu davalar adliye mahkemelerinde (uygulamada asliye ceza mahkemesinde) görülmekte, temyiz incelemesi ise Yargıtay 7. Ceza Dairesince yapılmaktadır. Ekim 2026 itibarıyla madde metni, 2000 yılındaki değişiklikten bu yana aynıdır; ancak soruşturma izni, görevli mahkeme ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) gibi usul kuralları son yıllarda önemli ölçüde değişmiştir.

1. Giriş: Askerî Hiyerarşide Yetkinin Sınırı

Askerlik hizmeti, emir-komuta zinciri üzerine kurulu bir yapıdır. Bu yapı, amire ve üste sivil kamu hizmetinde rastlanmayan ölçüde geniş bir otorite tanır. Astın amirin emrini kural olarak sorgulamadan yerine getirmesi, hizmetin işleyişi için zorunlu sayılır. Ne var ki aynı otorite, mevzuatın çizdiği sınırların dışına taştığında astın ya da askerî birlikle temas eden sivillerin hukuki güvenliğini tehdit eden bir araca dönüşebilir.

1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu’nun (ACK) 115. maddesi tam bu noktada devreye girer. Madde, rütbenin ve makamın sağladığı gücün kişisel tercihlere, keyfe ya da çıkara alet edilmesini cezai yaptırıma bağlar. Kanunun “makam ve memuriyet nüfuzunu suiistimal” başlıklı faslında yer alan bu hüküm, aynı fasıldaki daha özel suç tiplerinin dışında kalan yetki suiistimallerini kapsayan bir tamamlayıcı norm işlevi görür. Maddenin başlığındaki “sair suretle” ifadesi de bu tamamlayıcı karakteri yansıtır.

Bu yazıda suçun unsurları, nitelikli hâli, benzer suçlarla ilişkisi, yargılama usulü ve 2021 sonrasında değişen usul kuralları, Yargıtay’ın güncel kararları ışığında ele alınmaktadır.

2. Kanun Metni ve Tarihsel Gelişim

ACK m.115’in güncel metni şöyledir:

Madde 115 – Memuriyet nüfuzunun sair suretle kötüye kullanılması
(Değişik: 22/3/2000-4551/25 md.) Emir vermek yetkisini veya memuriyet nüfuzunu kötüye kullanarak mevzuatın tayin ettiği ahvalden başka bir suretle herhangi bir gerçek veya tüzel kişi yahut astı hakkında keyfi bir işlem yapan yahut yapılmasını emreden amir veya üst, bir aydan iki seneye kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Bu işlem, siyasi bir amaçla yahut kişisel bir çıkar sağlamak için yapılmış veya yapılması emredilmiş ise, fiil başka bir suç oluşturmadığı takdirde altı aydan aşağı olmamak üzere hapis cezası verilir.

Madde, bugünkü biçimini 22.03.2000 tarihli ve 4551 sayılı Kanun’un 25. maddesiyle almıştır. Aynı değişiklikle maddenin eski başlığı olan “Sair hallerde memuriyetin nüfuzunu suistimal edenlerin cezası” da günümüz Türkçesine yakın biçimde yenilenmiştir. Mevzuat bilgi sistemindeki konsolide metin ve değişiklik tarihçesi üzerinde yapılan incelemede, 2000 yılından sonra maddenin içeriğine dokunan başka bir değişiklik tespit edilmemiştir. 25.12.2025 tarihinde yürürlüğe giren 7571 sayılı Kanun (11. Yargı Paketi) ve 31.07.2026 tarihinde yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanun (12. Yargı Paketi) da maddenin metnini değiştirmemiştir. Bununla birlikte, bu kanunlar ve 2021 tarihli 7329 sayılı Kanun, suçun soruşturulması ve yargılanmasına ilişkin usulü doğrudan etkilemektedir (bkz. Bölüm 9).

3. Korunan Hukuki Değer

Suçla korunan değer iki yönlüdür. İlki, askerî hiyerarşinin hukuka bağlılığıdır: Emir verme yetkisi kişiye değil makama aittir ve yalnızca kanunun öngördüğü amaçlar için kullanılabilir. İkincisi ise yetki kullanımına muhatap olan kişinin, yani astın ya da sivilin, keyfi muameleye karşı korunmasıdır. Silahlı Kuvvetler içinde amirine karşı itiraz imkânı sınırlı olan bir astın en zayıf anı, otoritenin kötüye kullanıldığı andır. Kanun koyucu bu dengesizliği ceza normuyla telafi etmeye çalışmıştır.

4. Suçun Unsurları

4.1. Fail: “Amir veya Üst”

ACK m.115 özgü bir suçtur; ancak asker kişi sıfatını taşıyan ve mağdur karşısında amir ya da üst konumunda bulunan kimse tarafından işlenebilir. Askerî terminolojide bu iki kavram aynı anlama gelmez. Yargıtay’ın da aktardığı üzere, İç Hizmet mevzuatına göre amir, makam ve görev itibarıyla emir vermeye yetkili kişidir; üst ise rütbe veya kıdem bakımından daha büyük olan kişiyi ifade eder (Yargıtay 16. Ceza Dairesi, E. 2019/10650, K. 2020/2036, T. 17.02.2020). Madde her ikisini de fail olarak saydığından, doğrudan emir-komuta bağı bulunmasa bile rütbe üstünlüğünün sağladığı nüfuzu kötüye kullanan kişi de suçun faili olabilir.

Bu noktada 7329 sayılı Kanun’la ACK’ya eklenen Ek Madde 12 önem taşır. Bu hükme göre askerlik hizmet ve görevlerine ilişkin hâller dışında, nişanlılar, eşler (evlilik sona ermiş olsa bile), belirli dereceye kadar kan ve kayın hısımları ile evlatlık bağı olanlar arasında amir-maiyet ve üst-ast ilişkisi dikkate alınmaz. Ayrıca yükümlü erbaş ve erler arasında bu ilişkinin dikkate alınabilmesi için fiilin askerî hizmet ve görevlerden dolayı işlenmesi şarttır. Dolayısıyla iki er arasında kışla dışında, hizmetle bağlantısız bir anlaşmazlık, salt rütbe farkı bulunduğu için ACK m.115 kapsamına sokulamaz.

Sivil memurlar bakımından da dikkatli olmak gerekir. Millî Savunma Bakanlığı ve TSK kadrolarında çalışan sivil personelin asker kişi sıfatı, kanunda gösterilen belirli yükümlülüklerle sınırlıdır; Yargıtay bu sınırın dışına taşan durumlarda sivil personel hakkında ACK hükümlerinin uygulanamayacağını kabul etmektedir (Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2021/20017, K. 2023/717, T. 23.01.2023). Bu nedenle failin sıfatı, her somut olayda ayrıca belirlenmesi gereken ön sorundur.

4.2. Mağdur: Ast, Gerçek Kişi veya Tüzel Kişi

Madde, mağduru geniş tutmuştur. Fiil yalnızca astlara karşı değil, “herhangi bir gerçek veya tüzel kişi” hakkında da işlenebilir. Böylece askerî görevin icrası sırasında temas kurulan siviller de korumanın kapsamındadır.

Bu genişliğin pratik bir örneği, Uyuşmazlık Mahkemesinin incelediği bir olayda görülür. Sınır karakolunda nöbetçi olan bir askerin, çobanlara müdahale yetkisi bulunmadığı hâlde onlara hayvanlarını nerede otlatacaklarını dikte ettiği ve karşılığında sigara temin ettiği iddiası, ACK m.115/2 kapsamında kamu davasına konu olmuştur. Mahkeme, nöbet göreviyle bağlantılı bu eylemin askerî suç niteliği taşıdığını kabul etmiştir (Uyuşmazlık Mahkemesi Ceza Bölümü, E. 2015/37, K. 2015/31, T. 26.10.2015). Olay, mağdurun sivil olmasının ve failin o konuda resmî bir yetkisinin bulunmamasının suçun oluşumuna engel olmadığını göstermesi bakımından öğreticidir.

4.3. Hareket: Keyfi Bir İşlem Yapmak veya Yapılmasını Emretmek

Suçun maddi unsuru iki seçimlik hareketten oluşur: Fail ya keyfi işlemi bizzat yapar ya da başkasına yaptırmak üzere emir verir. Emri alan astın emri yerine getirip getirmemesi, emri verenin sorumluluğu bakımından belirleyici değildir; emrin verilmesiyle hareket tamamlanmış olur.

“Keyfi işlem” kavramının içeriği, maddenin “mevzuatın tayin ettiği ahvalden başka bir suretle” ifadesiyle birlikte okunmalıdır. Kanun, hukuka aykırı her işlemi değil, mevzuatın öngördüğü durum ve usuller dışında, failin kendi takdirini ya da çıkarını hukukun yerine koyduğu işlemleri hedef alır. Yargıtay 7. Ceza Dairesi güncel bir kararında suçun özünü, memurun kanun ve nizamın belirlediği hâller dışında keyfi bir muamelede bulunması olarak tanımlamış; suçun oluşması için failin üstlük otoritesini ve rütbesini kötüye kullanarak asta manevi baskı uygulaması, astın da bu baskı karşısında failin hukuka aykırı isteğine boyun eğmek zorunda kalması gerektiğini vurgulamıştır (Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2023/19134, K. 2024/6549, T. 05.07.2024).

Aynı karar, “rıza” savunmasına ilişkin önemli bir ilke de ortaya koymuştur. Olayda bir uzman çavuş, denetim yetkisi bulunduğu kantinde görevli bir eri, yasak cep telefonu nedeniyle işlem yapılmasını engelledikten sonra, ödünç adı altında defalarca para vermeye yöneltmişti. Bölge adliye mahkemesi, erin parayı kendi rızasıyla verdiğini ve terhisten sonra da para göndermeye devam ettiğini gerekçe göstererek beraat kararı vermişti. Yargıtay bu yaklaşımı kabul etmedi. Daireye göre, astın üzerinde manevi baskı yaratan bir konumda bulunan sanığa yapılan ödemeler olağan bir borç ilişkisi olarak görülemez; bu ortamda serbest iradeden söz edilemez. Astlık ilişkisinin terhisle sona ermesinden sonra yapılan ödemeler ise ilişkinin devamı sırasında işlenen fiilleri suç olmaktan çıkarmaz. Beraat kararı bu gerekçeyle bozulmuştur (Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2023/19134, K. 2024/6549, T. 05.07.2024).

Bu karar, savunma ve iddia makamları için şu dersi içerir: ACK m.115 davalarında “ast gönüllüydü” argümanı tek başına yeterli değildir. Mahkeme, hiyerarşik ilişkinin astın iradesi üzerindeki fiilî etkisini somut verilerle değerlendirecektir.

4.4. “Memuriyet Nüfuzu” ile “Görev Yetkisi” Arasındaki Fark

ACK m.115’i TCK m.257’deki görevi kötüye kullanma suçundan ayıran en önemli özelliklerden biri, maddenin yalnızca yetkinin değil, “memuriyet nüfuzunun” kötüye kullanılmasını da kapsamasıdır.

Görevi kötüye kullanma suçunda Yargıtay, failin o işle ilgili kanundan veya idari düzenlemeden doğan bir görevi ve yetkisi bulunmasını ilk şart olarak arar; hukuken sahip olunmayan bir yetkinin kötüye kullanılamayacağını, bu durumda davranışın en fazla disiplin hukukunu ilgilendireceğini kabul eder (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2019/235, K. 2021/95, T. 11.03.2021). Yargıtay başka bir kararında ise memurluk görevinin kötüye kullanılması ile memurluk sıfatının kötüye kullanılması arasındaki ayrıma dikkat çekmiştir: İlki görev kapsamındaki işin usulsüz yapılmasıdır; ikincisi ise görev alanına girmeyen işlerde unvan ve sıfatın sağladığı etkinin istismar edilmesidir (Yargıtay 16. Ceza Dairesi, E. 2019/1526, K. 2019/5465, T. 19.09.2019).

ACK m.115’in “memuriyet nüfuzu” ifadesi, ikinci türden davranışları da içine alacak genişliktedir. Yukarıda değinilen nöbetçi-çoban olayında failin çobanlara müdahale yetkisi bulunmaması, suçun oluşmasını engellememiştir; aksine iddianın özü, failin yetkisi olmadığı bir alanda nöbetçi sıfatının yarattığı etkiyi kullanmasıydı (Uyuşmazlık Mahkemesi Ceza Bölümü, E. 2015/37, K. 2015/31, T. 26.10.2015). Bu nedenle ACK m.115 davalarında “sanığın o konuda yetkisi yoktu” savunması, TCK m.257 davalarındaki kadar etkili bir savunma değildir.

4.5. Manevi Unsur

Birinci fıkradaki temel hâl, genel kastla işlenebilir. Failin, işlemin mevzuatın öngördüğü hâller dışında kaldığını ve bunu amirlik ya da üstlük konumundan yararlanarak yaptığını bilmesi ve istemesi yeterlidir. Taksirli hâli düzenlenmemiştir. İyi niyetli bir hatayla, örneğin mevzuatı yanlış yorumlayarak verilen bir karar, kural olarak bu suçu oluşturmaz; ancak bu tür bir davranışın disiplin hukuku bakımından sonuç doğurması mümkündür.

İkinci fıkra ise özel kast arar: İşlemin siyasi bir amaçla ya da kişisel bir çıkar sağlamak için yapılması veya emredilmesi gerekir (bkz. Bölüm 5).

4.6. Zincirleme Suç

Uygulamada fiillerin çoğu zaman tek bir olayla sınırlı kalmadığı görülür. Astların düzenli olarak özel işlerde çalıştırılması ya da aynı kişiden farklı tarihlerde menfaat temin edilmesi gibi durumlarda, suç işleme kararının tekliği şartıyla TCK m.43’teki zincirleme suç hükümleri uygulanmaktadır. Yargıtay’ın incelediği dosyalarda “zincirleme kişisel bir çıkar sağlamak için memuriyet nüfuzunu sair suretle kötüye kullanmak” nitelendirmesi sıkça yer almaktadır (Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2022/5169, K. 2025/7741, T. 26.05.2025).

5. Nitelikli Hâl: Siyasi Amaç veya Kişisel Çıkar (m.115/2)

İkinci fıkra, keyfi işlemin siyasi bir amaçla ya da kişisel bir çıkar sağlamak için yapılmasını ağırlaştırıcı neden olarak düzenler. Bu hâlde verilecek hapis cezası altı aydan az olamaz.

Kişisel çıkar kavramı yalnızca parayla sınırlı değildir. Bir astın failin özel işlerinde çalıştırılması, faile mal ya da hizmet temin edilmesi, borç adı altında para alınması gibi her türlü maddi veya manevi yarar bu kapsamda değerlendirilebilir. Yargıtay’ın güncel kararlarında yer alan olaylar da bu çeşitliliği yansıtır: astlardan borç adı altında para alınması (Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2023/19134, K. 2024/6549, T. 05.07.2024) ya da erlerin kanuna aykırı biçimde hizmetçilikte kullanılmasıyla birlikte kişisel çıkar sağlanması (Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2022/5169, K. 2025/7741, T. 26.05.2025) bunlar arasındadır.

Fıkradaki “fiil başka bir suç oluşturmadığı takdirde” kaydı, ikinci fıkranın da ikincil (tali) nitelikte olduğunu gösterir. Fail, kişisel çıkar sağlarken aynı zamanda rüşvet, irtikap veya dolandırıcılık gibi daha ağır cezalı bir suçun unsurlarını gerçekleştirmişse, artık o suçtan cezalandırılır. Yargıtay, bir takım komutanının izinden dönmeyen bir eri para karşılığında kışlada bulunuyor gibi göstermesini ve bunun için kayıtlarda tahrifat yapmasını rüşvet suçu olarak nitelendirmiştir (Yargıtay 19. Ceza Dairesi, E. 2019/28396, K. 2019/14141, T. 12.11.2019). Aynı kararda Yargıtay, bir fiilin hem ACK’da hem TCK’da suç olarak düzenlenmesi hâlinde ACK’ya tabi failler bakımından öncelikle özel kanun olan ACK’nın uygulanacağını da hatırlatmıştır.

Kanun ikinci fıkra için yalnızca alt sınırı yükseltmiş, ayrı bir üst sınır yazmamıştır. Yargıtay, bu fıkra bakımından da sekiz yıllık olağan dava zamanaşımı süresini uygulamaktadır (bkz. Bölüm 8.4). Bu uygulama, fıkranın üst sınırının beş yılı aşmadığı kabulüne dayanmaktadır.

Siyasi amaç hâline ilişkin yayımlanmış ve araçla doğrulanabilen güncel bir Yargıtay kararına bu çalışma kapsamında ulaşılamamıştır. Bu nitelikli hâlin uygulamada son derece istisnai kaldığı söylenebilir.

6. Benzer Suçlarla İlişki ve İçtima

+-----------------------------+------------------------------+-------------------------------------------+
| Suç                         | Ayırt edici özellik          | ACK m.115 ile ilişki                      |
+-----------------------------+------------------------------+-------------------------------------------+
| TCK m.257                   | Kamu görevlisi; mağduriyet,  | TCK m.257 "kanunda ayrıca suç olarak      |
| Görevi kötüye kullanma      | kamu zararı veya haksız      | tanımlanan haller dışında" uygulanır.     |
|                             | menfaat neticesi aranır      | ACK m.115 özel hükümdür, önceliklidir.    |
+-----------------------------+------------------------------+-------------------------------------------+
| ACK m.117                   | Asta fiziksel kötü muamele,  | Bedensel eza veya tazip amaçlı            |
| Asta müessir fiil           | tazip amaçlı hizmeti         | güçleştirme varsa daha özel olan          |
|                             | güçleştirme                  | m.117 değerlendirilir.                    |
+-----------------------------+------------------------------+-------------------------------------------+
| ACK m.114                   | Erleri kanuna aykırı olarak  | Aynı olayda m.114 ile birlikte            |
| Erleri hizmetçiliğe verme   | özel hizmette çalıştırma     | m.115/2 ayrı suç olarak gündeme           |
|                             |                              | gelebilmektedir.                          |
+-----------------------------+------------------------------+-------------------------------------------+
| TCK m.250 / m.252           | Menfaat temini icbar, ikna   | m.115/2'deki "başka bir suç oluşturmadığı |
| İrtikap / Rüşvet            | veya anlaşma ile             | takdirde" kaydı nedeniyle bu suçlar       |
|                             |                              | gerçekleşmişse onlar uygulanır.           |
+-----------------------------+------------------------------+-------------------------------------------+

6.1. TCK m.257 (Görevi Kötüye Kullanma)

TCK m.257, uygulama alanını bizzat “kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında” kalan durumlarla sınırlamıştır. ACK m.115’in unsurları gerçekleşmişse, asker kişi fail hakkında genel hüküm olan TCK m.257 değil, özel hüküm olan ACK m.115 uygulanır.

İki suç arasındaki yapısal fark da önemlidir. TCK m.257’de suçun oluşması için görevin gereklerine aykırı davranışın kişilerin mağduriyetine, kamunun zararına ya da haksız menfaate yol açması aranır. Ceza Genel Kurulu, buradaki mağduriyet kavramının ekonomik zararla sınırlı olmadığını, bireysel hakları ihlal eden her davranışı kapsadığını belirtmiştir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2023/72, K. 2024/131, T. 20.03.2024). ACK m.115 ise metninde böyle bir netice unsuruna yer vermez; keyfi işlemin yapılması veya emredilmesi yeterlidir. Bu fark, iddianamede suç vasfının doğru belirlenmesini doğrudan etkiler.

6.2. ACK m.117 (Asta Müessir Fiil)

Asta yönelik keyfi uygulama bedensel bir ezaya, dövme ya da itip kakma gibi fiziksel bir saldırıya dönüşmüşse veya astın hizmeti tazip (eziyet) amacıyla lüzumsuz yere güçleştirilmişse, ACK m.117’deki daha özel düzenleme gündeme gelir. ACK m.115, fiziksel eylem içermeyen yetki suiistimallerini hedef alır. Fiziksel saldırıyla birlikte ayrıca keyfi bir idari işlem de yapılmışsa, eylemlerin ayrı suçlar oluşturup oluşturmadığı somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmelidir. Bu konuda doğrudan ACK m.115 ile m.117 arasındaki içtimaı çözen ve araçla doğrulanabilen güncel bir Yargıtay kararına bu çalışma kapsamında ulaşılamamıştır.

Fasıl yapısıyla ilgili bir ayrıntı da cezanın belirlenmesinde önem taşır. Yargıtay, “makam ve memuriyet nüfuzunu suiistimal” faslında düzenlenen suçlarda nüfuzun kötüye kullanılmasının zaten suçun unsuru olduğunu, bu nedenle ayrıca resmî nüfuz ve salahiyetin kötüye kullanılmasına dayalı genel artırım hükmünün uygulanamayacağını belirtmiştir (Yargıtay 19. Ceza Dairesi, E. 2020/378, K. 2020/12198, T. 21.09.2020). Karar ACK m.118 hakkında olmakla birlikte, aynı fasılda yer alan ACK m.115 bakımından da aynı mantığın geçerli olduğu kabul edilmelidir.

6.3. Disiplin Hukuku ile Sınır

Her hukuka aykırı amirlik işlemi suç değildir. Mevzuatın tanıdığı takdir alanı içinde kalan, ancak yerinde olmadığı düşünülen bir karar ya da usule ilişkin bir hata, kural olarak disiplin hukukunun konusudur. Ceza yargılamasında beraatle sonuçlanan dosyaların önemli bir kısmında da bu ayrım belirleyici olmuştur. Askerî Yargıtay’ın bir mahkûmiyet hükmünü suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle bozduğu ve bozmaya uyan asliye ceza mahkemesinin beraat kararının Yargıtay’ca onandığı dosya bunun bir örneğidir (Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2021/25968, K. 2023/3742, T. 17.04.2023).

7. Suçun “Askerî Suç” Niteliği ve Sonuçları

7329 sayılı Kanun’la ACK’ya eklenen Ek Madde 11, ACK’da düzenlenen suçları ve asker kişilerin askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olarak işledikleri suçları “askerî suç” olarak tanımlamıştır. ACK m.115 bu tanımın kapsamındadır.

Aynı maddenin ikinci fıkrası ise “sırf askerî suçları” tek tek saymıştır. ACK m.115 bu listede yer almaz. Bu ayrım, aşağıda görüleceği üzere HAGB ve tutuklama gibi konularda doğrudan sonuç doğurur.

8. Usul Hukuku: Soruşturmadan Kesinleşmeye

8.1. Soruşturma İzni

ACK Ek Madde 15’e göre asker kişilerin işledikleri askerî suçların soruşturulması izne tabidir. ACK m.115 askerî suç olduğundan, Cumhuriyet savcısının soruşturma yapabilmesi için kural olarak yetkili merciin izni gerekir. İzin, en az tugay komutanı veya eşidi askerî kurum amiri düzeyindeki birlik komutanı ya da kurum amiri tarafından, MSB merkez ve taşra teşkilatı ile bağlı kuruluşlarda görev yapanlar için Millî Savunma Bakanı tarafından, general ve amiraller için ise özel usulle verilir.

İzin vermeye yetkili merci, ihbar veya şikâyet üzerine bir ön inceleme başlatır ve kararını ön inceleme dahil en geç otuz gün içinde verir; bu süre zorunlu hâllerde on beş günü geçmemek üzere bir kez uzatılabilir. Karar Cumhuriyet başsavcılığına, hakkında inceleme yapılana ve varsa şikâyetçiye bildirilir. Bu karara karşı on gün içinde itiraz edilebilir. İtiraz merci, general ve amiraller için Danıştay Birinci Dairesi, diğer asker kişiler için yetkili merciin yargı çevresindeki bölge idare mahkemesidir ve verilen kararlar kesindir. Maddede hüküm bulunmayan hâllerde 4483 sayılı Kanun uygulanır.

Mağdur ya da şikâyetçi açısından bu itiraz süresi kritik önemdedir: Soruşturma izni verilmemesine karşı on günlük süre kaçırılırsa, şikâyetin ceza yargılamasına dönüşme imkânı fiilen ortadan kalkabilir.

8.2. Görevli ve Yetkili Mahkeme

Anayasa’da 2017 yılında yapılan değişiklikle askerî mahkemeler barış zamanında kaldırılmıştır. ACK Ek Madde 19’a göre askerî suçlara ilişkin dava ve işler, suçun işlendiği yerin bağlı olduğu ilin adıyla anılan asliye ve ağır ceza mahkemelerinde ya da askerî birlik ve personel yoğunluğunun gerektirdiği hâllerde Hâkimler ve Savcılar Kurulunca belirlenen ilçelerdeki mahkemelerde görülür. Bu dava ve işler acele işlerden sayılır ve adli tatilde de görülür. Soruşturmalar da aynı esasa göre il (veya belirlenen ilçe) Cumhuriyet başsavcılıklarındaki askerî suçlar bürolarınca yürütülür.

ACK m.115’in yaptırımı ağır ceza mahkemesinin görev alanına girmediğinden, bu davalar uygulamada asliye ceza mahkemelerinde görülmektedir. Ek Madde 20’ye göre mevzuatta geçen “askerî mahkeme” ibaresi de bu şekilde belirlenen asliye ceza mahkemesini, ağır cezalık suçlar bakımından ise ağır ceza mahkemesini ifade eder.

Terhis edilen ya da TSK ile ilişiği kesilen kişinin, hizmet sırasında işlediği iddia edilen ACK m.115 suçundan yargılanmaya devam edeceği de unutulmamalıdır. Askerî yargının varlığı döneminde de Uyuşmazlık Mahkemesi, sanığın yargılama sırasında terhis edilmesinin askerî suç niteliğindeki bu eylem bakımından yargı yerini değiştirmediğine karar vermişti (Uyuşmazlık Mahkemesi Ceza Bölümü, E. 2015/37, K. 2015/31, T. 26.10.2015).

8.3. Temyiz İncelemesi: Hangi Daire?

Yargıtay Büyük Genel Kurulunun 2022-2025 yıllarına ait iş bölümü kararlarında, yaptırımı müstakilen ACK’da düzenlenen suçların temyiz incelemesi Yargıtay 7. Ceza Dairesine verilmiştir. ACK’da düzenlenip yaptırım bakımından TCK’ya atıf yapılan suçlarda ise ACK’daki ağırlatıcı veya hafifletici nedenler gözetilmeksizin, atıf yapılan suçun temyizine bakmakla görevli daire yetkilidir. ACK m.115’in yaptırımı doğrudan ACK’da yazılı olduğundan, bu suçun temyiz incelemesi 7. Ceza Dairesince yapılmaktadır. Yukarıda atıf yapılan 2022-2025 tarihli kararların büyük kısmı da bu daireye aittir.

Yargıtay Büyük Genel Kurulunun 29.06.2026 tarihli ve 2026/1 sayılı yeni iş bölümü kararı 30.06.2026 tarihli ve 33296 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Temyiz aşamasındaki dosyalar bakımından görevli dairenin bu güncel karardan ayrıca kontrol edilmesi yerinde olacaktır.

8.4. Dava Zamanaşımı

Yargıtay, ACK m.115 suçları bakımından cezanın üst sınırını esas alarak TCK m.66/1-e uyarınca sekiz yıllık olağan dava zamanaşımı süresini uygulamaktadır (Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2021/8315, K. 2025/5373, T. 14.04.2025). İkinci fıkradaki nitelikli hâl için de aynı süre geçerlidir; zamanaşımını kesen işlemler nedeniyle süre uzasa bile TCK m.67/4 uyarınca on iki yıllık olağanüstü zamanaşımı süresi aşılamaz (Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2022/5169, K. 2025/7741, T. 26.05.2025).

Askerî mahkemelerin kapatılmasıyla adliye mahkemelerine devredilen eski tarihli dosyaların önemli bir kısmı, temyiz aşamasında zamanaşımı nedeniyle düşme kararıyla sonuçlanmıştır. Örneğin 2010-2013 yıllarına ait bir dosyada, zamanaşımını kesen son işlem olan 2015 tarihli savunmadan sonra sekiz yıllık sürenin dolduğu gerekçesiyle kamu davası düşürülmüştür (Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2021/22721, K. 2023/2161, T. 09.03.2023). Bu nedenle eski tarihli bir ACK m.115 dosyasında ilk yapılması gereken kontrol, zamanaşımı hesabıdır.

HAGB kararı verilmiş dosyalarda ise denetim süresi boyunca dava zamanaşımı durur. Yargıtay, HAGB kararının kesinleşmesinden sanığın denetim süresinde yeni suç işlediği tarihe kadar zamanaşımının durduğunu kabul ederek hesap yapmış ve buna rağmen olağanüstü zamanaşımı dolduğu için davayı düşürmüştür (Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2021/24661, K. 2022/11189, T. 21.06.2022).

8.5. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB)

ACK m.115 bakımından HAGB değerlendirmesi, iki ayrı kuralın birlikte uygulanmasını gerektirir.

Birincisi, ACK Ek Madde 17’dir. Bu hükme göre CMK’nın HAGB hükümleri askerî suçlarda da uygulanır; ancak (A) sırf askerî bir suçtan altı ay veya daha fazla hapis cezasına hükmedilmesi, (B) fiilin disiplini ağır şekilde ihlal etmesi, birliğin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, muharebe hazırlığını veya etkinliğini zafiyete uğratması ya da büyük bir zarar meydana getirmesi ve © fiilin savaş veya seferberlikte işlenmesi hâlleri istisnadır. ACK m.115 sırf askerî suçlar listesinde yer almadığından (A) bendi bu suça uygulanmaz. Buna karşılık (B) bendi, özellikle birlik içinde geniş etki doğuran keyfi uygulamalar bakımından mahkemenin re’sen değerlendirmesi gereken bir engel olarak kalmaya devam etmektedir.

İkincisi, 7589 sayılı Kanun’la 31.07.2026 tarihinden itibaren yeniden düzenlenen CMK m.231’dir. Güncel metne göre HAGB, hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası olduğunda uygulanabilir. Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, yeniden suç işlemeyeceğine dair olumlu kanaat ve suçun neden olduğu zararın tamamen giderilmesi şartları aranır; zarar derhal giderilemiyorsa denetim süresince aylık taksitlerle ödeme koşuluyla da karar verilebilir. Denetim süresi beş yıldır. Yeni düzenlemenin uygulamaya etkisi bakımından iki husus özellikle dikkat çekicidir:

  • HAGB kararına karşı artık istinaf yoluna başvurulabilmektedir; ilk derece sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilen HAGB kararlarına karşı ise temyiz yolu açıktır. Kanun yolunda karar, usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden incelenir.
  • CMK m.231/14’e göre HAGB hükümleri, işkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında kötü muamele kabul edilebilecek suçlarda uygulanmaz.

ACK m.115 kural olarak fiziksel bir kötü muamele suçu değildir. Ancak astın onurunu kıran, onu aşağılayıcı bir muameleye tabi tutan keyfi uygulamalarda, iddia makamının CMK m.231/14’e dayanarak HAGB’ye itiraz etmesi ihtimal dahilindedir. Yeni hükmün bu tür olaylarda nasıl yorumlanacağı henüz Yargıtay içtihadıyla netleşmemiştir ve önümüzdeki dönemin en önemli tartışma alanlarından biri olmaya adaydır.

8.6. Feri Sonuç: TSK’dan Çıkarma

ACK m.30’a göre taksirli suçlar hariç olmak üzere bir yıldan fazla hapis cezasıyla hükümlülük hâlinde subay, astsubay, uzman jandarma ve özel kanunlarında bu cezanın uygulanacağı belirtilen asker kişiler hakkında asıl cezayla birlikte TSK’dan çıkarma cezası da verilir; bu husus hükümde belirtilmemiş olsa bile çıkarmayı gerektirir. ACK m.115/1’in üst sınırı iki yıl olduğundan, hükmedilecek cezanın bir yılı aşıp aşmaması sanığın meslek hayatı bakımından belirleyici bir eşiktir. Askerî yargı döneminde verilen bir kararda m.115/2 uyarınca hapis cezasıyla birlikte TSK’dan çıkarma cezasına da hükmedildiği, ancak bu hükmün daha sonra suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle bozulduğu görülmektedir (Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2021/25968, K. 2023/3742, T. 17.04.2023).

Bu nedenle TCK m.62’deki takdiri indirim, HAGB ve hükmün kesinleşmesinin statüye etkileri, savunma stratejisinin merkezinde yer almalıdır.

9. Güncel Gelişmeler (2021-2026)

+------------+------------------------+---------------------------------------------------+
| Tarih      | Düzenleme              | ACK m.115 bakımından önemi                        |
+------------+------------------------+---------------------------------------------------+
| 22.03.2000 | 4551 sayılı Kanun      | Maddenin bugünkü metni ve başlığı                 |
| 30.06.2021 | 7329 sayılı Kanun (RG) | Askerî suç tanımı (Ek 11), üst-ast ilişkisi       |
|            |                        | (Ek 12), soruşturma izni (Ek 15), HAGB (Ek 17),   |
|            |                        | görevli mahkeme (Ek 19), atıflar (Ek 20)          |
| 25.12.2025 | 7571 sayılı Kanun      | 11. Yargı Paketi; m.115 metnine dokunmadı         |
|            | (11. Yargı Paketi)     |                                                   |
| 30.06.2026 | Yargıtay BGK 2026/1    | Yeni daireler arası iş bölümü yayımlandı          |
| 31.07.2026 | 7589 sayılı Kanun      | CMK m.231 (HAGB) yeniden düzenlendi: istinaf      |
|            | (12. Yargı Paketi)     | yolu, m.231/14 kötü muamele istisnası             |
+------------+------------------------+---------------------------------------------------+

Özetle, maddenin maddi ceza hukuku içeriği çeyrek asırdır değişmemiş olsa da suçun soruşturulduğu, yargılandığı ve sonuçlandığı çerçeve neredeyse tamamen yenilenmiştir. Askerî yargı döneminin içtihadı, unsurların yorumu bakımından yol gösterici olmaya devam etmektedir; ancak usule ilişkin her değerlendirme, 7329 ve 7589 sayılı Kanunlarla getirilen güncel kurallar üzerinden yapılmalıdır.

10. Uygulamaya Yönelik Değerlendirme

Mağdur veya şikâyetçi bakımından: Keyfi işlemin tarihi, içeriği, varsa tanıkları ve belgeleri (görevlendirme yazıları, izin kayıtları, banka dekontları, mesajlar) mümkün olan en kısa sürede kayıt altına alınmalıdır. Hiyerarşik ilişkinin varlığı ve bu ilişkinin mağdurun iradesi üzerindeki etkisi, Yargıtay’ın 2024 tarihli kararında da görüldüğü üzere davanın kaderini belirleyebilir. Soruşturma izni verilmemesi hâlinde on günlük itiraz süresi kaçırılmamalıdır.

Şüpheli veya sanık bakımından: İlk olarak işlemin mevzuatta bir dayanağının bulunup bulunmadığı ve takdir yetkisinin sınırları içinde kalıp kalmadığı incelenmelidir. Ek Madde 12 kapsamındaki istisnalar (akrabalık, hizmet dışı ilişki, yükümlü erler arasında hizmetle bağlantısız fiil), failin sıfatı, zamanaşımı ve soruşturma izninin usulüne uygun verilip verilmediği kontrol edilmesi gereken temel usul noktalarıdır. Eylemin TCK’daki daha ağır bir suç yerine ACK m.115 kapsamında kalıp kalmadığı da, cezanın alt ve üst sınırı ile TSK’dan çıkarma riski bakımından büyük önem taşır.

11. Sıkça Sorulan Sorular

ACK 115 suçunun cezası nedir?
Temel hâlde bir aydan iki yıla kadar hapis cezasıdır. İşlem siyasi bir amaçla veya kişisel çıkar sağlamak için yapılmışsa, fiil başka bir suç oluşturmadığı takdirde altı aydan az olmamak üzere hapis cezası verilir.

Bu davaya hangi mahkeme bakar?
Askerî mahkemeler barış zamanında bulunmadığından, ACK Ek Madde 19 uyarınca belirlenen adliye mahkemeleri görevlidir. ACK m.115 davaları uygulamada asliye ceza mahkemelerinde görülmektedir.

Soruşturma için izin gerekir mi?
Evet. ACK m.115 askerî suç olduğundan Ek Madde 15 uyarınca soruşturma izne tabidir. İzin kararına karşı on gün içinde itiraz edilebilir.

Sivillere karşı da bu suç işlenebilir mi?
Evet. Madde, astın yanı sıra “herhangi bir gerçek veya tüzel kişi” hakkında yapılan keyfi işlemleri de kapsar.

Bu suçta HAGB kararı verilebilir mi?
Hükmolunan ceza iki yıl veya daha az ise ve CMK m.231’deki diğer şartlar mevcutsa verilebilir. ACK Ek Madde 17/B’deki istisna (disiplinin ağır ihlali, birlik güvenliğinin tehlikeye düşmesi vb.) ile 31.07.2026’dan itibaren yürürlükte olan CMK m.231/14’teki kötü muamele istisnası ayrıca değerlendirilmelidir.

Zamanaşımı süresi ne kadardır?
Yargıtay uygulamasına göre sekiz yıllık olağan, on iki yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresi uygulanmaktadır.

12. Sonuç

ACK m.115, askerî hiyerarşide yetkinin kişiye değil makama ait olduğu ilkesinin ceza hukukundaki karşılığıdır. Madde, fiziksel bir saldırı içermeyen, ancak astın veya sivilin hukuki güvenliğini zedeleyen keyfi uygulamaları yaptırıma bağlar. Yargıtay’ın güncel içtihadı, hiyerarşik baskının astın iradesi üzerindeki etkisini öne çıkararak “rıza” savunmasının sınırlarını açıkça çizmiştir. Askerî yargının kaldırılması, 7329 sayılı Kanun’la getirilen yeni usul düzeni ve 7589 sayılı Kanun’la yeniden şekillenen HAGB rejimi ise bu suçun yargılanma pratiğini köklü biçimde değiştirmiştir. Bu nedenle ACK m.115 kapsamındaki her dosyada, unsurların askerî yargı döneminden gelen birikimle yorumlanması, usulün ise 2026 itibarıyla yürürlükteki güncel kurallar üzerinden yürütülmesi gerekir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; somut bir olaya ilişkin hukuki değerlendirme, dosyanın tüm özellikleri birlikte incelenerek yapılmalıdır.

Kaynakça

Mevzuat

  • 1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu, m.30, m.114, m.115, m.117, Ek 11, Ek 12, Ek 15, Ek 17, Ek 19, Ek 20 (mevzuat.gov.tr konsolide metni)
  • 4551 sayılı Askerî Ceza Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, m.25 (22.03.2000)
  • 7329 sayılı Askerî Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (RG 30.06.2021)
  • 7571 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 631 Sayılı KHK’de Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (RG 25.12.2025, Sayı 33118)
  • 7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (RG 31.07.2026, Sayı 33326)
  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m.231 (7589 sayılı Kanun’la değişik güncel metin)
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m.43, m.66, m.67, m.257
  • Yargıtay Büyük Genel Kurulunun 26.06.2025 tarihli ve 1 sayılı iş bölümü kararı; 29.06.2026 tarihli ve 2026/1 sayılı iş bölümü kararı (RG 30.06.2026, Sayı 33296)

Görsel temsilidir.

Anahtar kelimeler: Askerî Ceza Kanunu 115, ACK 115, memuriyet nüfuzunun sair suretle kötüye kullanılması, memuriyet nüfuzunu kötüye kullanma, amir veya üst, keyfi işlem, asta manevi baskı, kişisel çıkar, askerî suç, soruşturma izni, ACK Ek Madde 15, ACK Ek Madde 17, hükmün açıklanmasının geri bırakılması, 7589 sayılı Kanun, 12. Yargı Paketi, Yargıtay 7. Ceza Dairesi, TSK’dan çıkarma


Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Nusret Çetin' e aittir. Tüm makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı zaman damgalıdır. Sitemizdeki makalelerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Avukat Nusret Çetin - Sorularınız için: Avukata Sor sayfasını ziyaret ediniz.