Dokunmadan da Suç İşlenir: TCK 105 Cinsel Taciz Suçu ve Yargıtay’ın Çizdiği Sınırlar

Dokunmadan da Suç İşlenir: TCK 105 Cinsel Taciz Suçu ve Yargıtay’ın Çizdiği Sınırlar

Yazar: Av. Nusret Çetin

Güncellik tarihi: 16 Ekim 2026

Giriş

 Ceza hukukunda bu sorunun cevabı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 105. maddesinde yer alıyor. Cinsel taciz suçu, kişinin bedenine el sürülmeden, yalnızca söz, yazı, jest ya da görüntü yoluyla cinsel alanına yapılan haksız müdahaleyi cezalandırır. Günlük hayatta en sık karşılaşılan örnekleri artık sokakta değil, telefon ekranında yaşanıyor: gece yarısı gelen bir mesaj, sosyal medyadan atılan bir fotoğraf, iş arkadaşından gelen ısrarlı ve imalı yazışmalar.

Bu yazıda suçun yasal çerçevesini, maddi ve manevi unsurlarını, cezayı ağırlaştıran hâlleri, cinsel saldırı ve başka suçlardan farkını, şikâyet ile yargılama usulüne ilişkin kuralları ve tüm bunlar hakkında Yargıtay’ın güncel yaklaşımını ele alıyoruz. Metni hukukçu olmayan okurun da takip edebilmesi için teknik kavramları ilk geçtikleri yerde kısaca açıklıyoruz.

1. Yasal Düzenleme ve Gelişimi

TCK’nın 105. maddesi iki fıkradan oluşur. Birinci fıkra suçun temel şeklini düzenler: bir kimseyi cinsel amaçla taciz eden kişi, mağdurun şikâyeti üzerine üç aydan iki yıla kadar hapis cezası ya da adli para cezası ile cezalandırılır. Mağdur çocuksa ceza altı aydan üç yıla kadar hapistir ve bu durumda seçimlik adli para cezası öngörülmemiştir.
İkinci fıkra, suçun daha ağır cezayı gerektiren hâllerini sayar. Bunlar şöyledir:

  • (a) Kamu görevinin, hizmet ilişkisinin ya da aile içi ilişkinin sağladığı kolaylıktan yararlanılması,
  •  
  • (b) Suçun vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile, sağlık hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişilerce işlenmesi,
  •  
  • (c) Aynı işyerinde çalışmanın sağladığı kolaylıktan yararlanılması,
  •  
  • (d) Posta veya elektronik haberleşme araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanılması,
  •  
  • (e) Teşhir suretiyle işlenmesi.
  •  
  • Bu hâllerden birinin varlığında birinci fıkraya göre belirlenen ceza yarı oranında artırılır. Fıkranın son cümlesi ise ayrı bir alt sınır getirir: fiil yüzünden mağdur işini bırakmak, okulundan ya da ailesinden ayrılmak zorunda kalmışsa verilecek ceza bir yıldan az olamaz.
    Maddenin bugünkü hâli, 18.06.2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanun’un 61. maddesiyle şekillenmiştir (Resmî Gazete: 28.06.2014). Bu değişiklikle hem çocuğa karşı işlenen taciz için ayrı bir ceza aralığı öngörülmüş hem de ikinci fıkra, elektronik haberleşme ve teşhir gibi yeni bentlerle genişletilmiştir. Mevzuat tarihçesi ve web taraması itibarıyla, 2014’ten bu güne madde metninde yeni bir değişiklik tespit edilmemiştir. Bununla birlikte yargılamanın sonucunu doğrudan etkileyen bazı usul hükümleri, aşağıda değineceğimiz üzere 2025 ve 2026 yıllarında yeniden düzenlenmiştir.
    Maddenin “taciz” kavramını tanımlamaması, yıllar içinde belirlilik ilkesi bakımından tartışılmıştır. Yargıtay 18. Ceza Dairesinin bir kararında aktarıldığı üzere, bu gerekçeyle yapılan iptal başvurusu Anayasa Mahkemesince reddedilmiştir (Anayasa Mahkemesi Norm Denetimi, E. 2008/55, K. 2010/41, T. 25.02.2010). Kavramın içi, bu nedenle büyük ölçüde içtihatla doldurulmuştur.

2. Korunan Hukuki Değer

Cinsel taciz, TCK’nın “Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar” bölümünde yer alır. Korunan değer, kişinin cinsel özgürlüğü ve cinsel alanına ilişkin huzurudur. Başka bir deyişle kanun, herkesin istemediği cinsel içerikli söz ve davranışlara maruz kalmama hakkını güvence altına alır. Bu suçun cinsel saldırıdan temel farkı, vücut dokunulmazlığına değil, kişinin cinsel alanına ilişkin manevi bütünlüğüne yönelmesidir.

3. Suçun Maddi Unsurları

3.1. Fail ve mağdur

Suçun faili herkes olabilir; kadın ya da erkek olması, mağdurla akrabalık veya başka bir ilişkisinin bulunması temel şekil bakımından önem taşımaz. Mağdur da herkes olabilir. Ancak mağdurun çocuk olması, birinci fıkranın ikinci cümlesi uyarınca daha ağır bir ceza aralığına yol açar. Failin kim olduğu ise ikinci fıkrada önem kazanır: kamu görevlisi, öğretmen, bakıcı, sağlık çalışanı veya aynı işyerinde çalışan kişi tarafından işlenen taciz, nitelikli hâl olarak cezayı artırır.
Yargıtay’ın yerleşik kabulüne göre davranışın belirli bir kişiye ya da kişilere yönelmiş olması gerekir. Herkese açık, belirli bir muhatabı olmayan cinsel içerikli davranışlar, koşulları varsa hayâsızca hareketler gibi başka suç tiplerinin konusu olabilir; ama cinsel taciz sayılmaz. Bu ayrım, özellikle teşhir olaylarında belirleyicidir: Yargıtay 14. Ceza Dairesi, failin cinsel organını mağdurlara göstermesini, belirli kişileri hedef aldığı için hayâsızca hareket değil cinsel taciz olarak nitelendirmiştir (Yargıtay 14. Ceza Dairesi, E. 2011/13675, K. 2012/13168, T. 17.12.2012).

3.2. Hareket: “cinsel amaçlı taciz”

Kanun, hangi davranışların taciz sayılacağını tek tek saymamıştır. Bu nedenle cinsel taciz, öğretide ve Yargıtay kararlarında “serbest hareketli” bir suç olarak kabul edilir. Yani suç belirli bir hareket kalıbına bağlı değildir; söz, yazı, işaret, mimik ya da herhangi bir davranışla işlenebilir. Ceza Genel Kurulu da bu nitelendirmeyi açıkça benimsemiş; cinsel yönden rahatsız edici her türlü söz, yazı veya davranışın suçun hareketini oluşturabileceğini, yeter ki mağdurun bedenine temas edilmemiş olsun, ifade etmiştir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2019/500, K. 2021/250, T. 02.06.2021).
Ceza Genel Kurulu daha önceki kararlarında, madde gerekçesindeki “mağdurun cinsel yönden, ahlak temizliğine aykırı biçimde rahatsız edilmesi” tanımından hareketle, tipik taciz davranışlarına örnekler vermiştir: söz atmak, mesaj ya da mektup göndermek, el-kol hareketi yapmak, öpücük atmak, cinsel ilişki teklif etmek, cinsel organını göstermek bunların başında gelir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2016/795, K. 2016/403, T. 01.11.2016). Genel Kurul’un bir başka kararında ise pencereye tırmanıp mağdurdan içeri alınmayı istemek, kısa aralıklarla telefon edip cinsel imalı sözler söylemek ya da “kimsenin haberi olmaz” türünden mesajlar göndermek gibi davranışların da yargısal kararlarda taciz kabul edildiği hatırlatılmıştır (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2014/669, K. 2015/68, T. 24.03.2015).
Taciz ani ve tek seferlik olabileceği gibi süreklilik de gösterebilir. Ceza Genel Kurulu, davranışın kısa süreli ya da devamlı olmasının suçun oluşumunu etkilemediğini vurgulamıştır (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2015/208, K. 2019/666, T. 26.11.2019). Süreklilik, ilerleyen bölümde göreceğimiz üzere daha çok zincirleme suç ve ceza miktarı açısından önem taşır.

3.3. Olumsuz unsur: bedensel temasın bulunmaması

Cinsel tacizin belki de en önemli özelliği, bedensel temas içermemesidir. Temas gerçekleştiği anda olay, TCK 102’deki cinsel saldırı suçunun (mağdur çocuksa TCK 103’teki çocuğun cinsel istismarı suçunun) alanına girer. Bu fark yalnızca isim değişikliği değildir. Sarkıntılık düzeyinde kalan, yani ani ve kesintili bir dokunuştan ibaret olan cinsel saldırının cezası bile iki yıldan beş yıla kadar hapistir. Temas sarkıntılığı aşarsa ceza beş ila on yıl aralığına çıkar.
Ceza Genel Kurulu, 5237 sayılı Kanun döneminde sarkıntılığın mutlaka bedensel temasla işlenmesi gerektiğini, bu yönüyle eski 765 sayılı Kanun’daki sarkıntılık suçundan ayrıldığını açıkça belirtmiştir. Kurul’a göre ısrarla takip etmek ya da taciz içerikli sözler söylemek gibi temas içermeyen davranışlar sarkıntılığın parçası sayılamaz; bunlar koşulları varsa ayrı bir suç, örneğin cinsel taciz veya huzur ve sükûnu bozma suçu oluşturur (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2019/256, K. 2020/295, T. 16.06.2020).
Daire kararları bu çizgiyi tutarlı biçimde uygulamaktadır:

  • Fail mağdura cinsel organını göstermiş ama hiçbir fiziksel temas olmamışsa, Yargıtay 9. Ceza Dairesi eylemi sarkıntılık değil teşhir suretiyle cinsel taciz olarak nitelendirmiş ve sarkıntılıktan kurulan hükmü bozmuştur (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2021/18210, K. 2024/6472, T. 27.06.2024). Aynı yönde daha önce verilmiş bir karar da bulunmaktadır (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2021/5913, K. 2023/4685, T. 04.07.2023).
  • Buna karşılık fail, cinsel imalı sözlerle birlikte mağdurun çenesine dokunmuşsa, Daire bu kez eylemin taciz değil sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı olduğunu kabul etmiştir (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2023/10122, K. 2023/8267, T. 11.12.2023). Yolda yürüyen mağdurun kalçasını sıkma eylemi de aynı şekilde sarkıntılık olarak değerlendirilmiştir (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2021/14489, K. 2023/1900, T. 03.04.2023).
  • Aynı olayda hem temassız hem temaslı davranışlar varsa, her biri ayrı ayrı değerlendirilir. Bir olayda failin bir gün ıslık çalıp uygunsuz hareketler yapması cinsel taciz, ertesi gün mağdurun peşinden gidip omzuna ve kalçasına dokunması ise sarkıntılık olarak ayrı suçlar şeklinde ele alınmıştır (Yargıtay 14. Ceza Dairesi, E. 2016/5318, K. 2020/6231, T. 23.12.2020).
    Sınır çizgisi her zaman bu kadar keskin değildir. Ceza Genel Kurulunun çocuğa yönelik bir olayda, failin elini mağdurun omzuna koyup cinsel içerikli sözler söylemesini sarkıntılık düzeyinde çocuğun cinsel istismarı olarak nitelendiren kararında, dört üyenin eylemin cinsel taciz olduğu görüşüyle karşı oy kullanması bu tartışmanın canlılığını göstermektedir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2023/20, K. 2025/52, T. 05.02.2025).

3.4. Netice

Cinsel taciz, kural olarak bir sonucun gerçekleşmesini aramayan bir suç olarak görülür; mağdurun psikolojik olarak zarar görmesi, korkması veya fiilen bir kayba uğraması aranmaz. Davranışın cinsel yönden rahatsız edici nitelikte olması ve mağdura ulaşması yeterlidir. Mağdurun işini, okulunu ya da ailesini bırakmak zorunda kalması ise suçun unsuru değil, cezanın alt sınırını yükselten bir ağırlaştırıcı sonuçtur.

4. Suçun Manevi Unsuru

4.1. Kast ve “cinsel amaç”

Cinsel taciz yalnızca kasten işlenebilir; taksirle, yani dikkatsizlik sonucu işlenmesi mümkün değildir. Ancak kanun genel kastla yetinmez, failin “cinsel amaçla” hareket etmesini ayrıca arar. Ceza Genel Kurulunun yerleşik görüşüne göre bu, failin cinsel arzu ve isteklerini tatmin maksadıyla davranması anlamına gelir. Eylemin bu amaçla yapılıp yapılmadığı, somut olayın bütün özellikleri gözetilerek hâkim tarafından takdir edilir. Cinsel amaç bulunmuyorsa, aynı davranış koşullarına göre hakaret, tehdit veya kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçunu oluşturabilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2014/669, K. 2015/68, T. 24.03.2015; Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2013/429, K. 2015/34, T. 10.03.2015).

4.2. Cinsel amacın içeriğine dair farklı yaklaşım

Uygulamada cinsel amacın dar mı geniş mi anlaşılacağı tartışmalıdır. Ceza Genel Kurulunun “cinsel tatmin” vurgusuna karşılık, Yargıtay 18. Ceza Dairesinin bir kararında failin mutlaka cinsel arzularını tatmin amacı gütmesinin şart olmadığı, kişiyi rahatsız eden ve sıkıntıya sokan cinsel nitelikli davranışın varlığının yeterli olduğu yönünde daha geniş bir yorum benimsenmiştir (Yargıtay 18. Ceza Dairesi, E. 2015/38673, K. 2017/9359, T. 20.09.2017). Öğretide de bir görüş, cinsel tacizin çoğu zaman tatminden çok mağduru aşağılama, sindirme ya da güç gösterme amacıyla yapıldığını, bu nedenle “cinsel amaç” ifadesinin davranışın cinsel niteliğine işaret ettiğini savunur. Ceza Genel Kurulunun daha sıkı formülü ise uygulamada hâlâ belirleyici olmaya devam etmektedir.

4.3. Cinsel amaç nasıl ispatlanır?

Failin zihninden geçeni doğrudan bilmek mümkün olmadığından, cinsel amaç dış dünyaya yansıyan olgulardan çıkarılır: sözlerin ve mesajların içeriği, kullanılan dil, tarafların ilişkisi, davranışın tekrarı, mağdurun açık itirazına rağmen sürdürülmesi gibi. Bu konuda iki karar, sınırı iyi göstermektedir:

  • Bir hat bayisinin müşterisine kampanya bilgisi verdiği mesajın sonuna “bugün çok çekiciydin” diye eklemesi olayında, mesajın cinsel amaçla yazıldığına dair şüpheden uzak delil bulunmadığı gerekçesiyle verilen beraat kararı Yargıtay tarafından yerinde bulunmuştur (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2021/16499, K. 2023/1036, T. 01.03.2023). Yani tek başına bir iltifat, her zaman suç değildir.

 

  • Buna karşılık evli bir kadına aylarca “sevgilim” hitabıyla ve cinsel çağrışım içeren mesajlar gönderilen olayda Daire, mesajların içeriği itibarıyla sırf huzur bozmak için değil cinsel amaçla gönderildiğini kabul ederek eylemi cinsel taciz saymıştır (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2023/7411, K. 2024/61, T. 09.01.2024).
    Görüldüğü üzere belirleyici olan kelimelerin kendisinden çok, bağlamdır.

5. Hukuka Uygunluk ve Rıza

Cinsel taciz suçunda en sık ileri sürülen savunma, taraflar arasında rızaya dayalı bir ilişki bulunduğu ya da mesajlaşmanın karşılıklı olduğudur. Gerçekten de karşılıklı, iki yetişkinin özgür iradesine dayanan cinsel içerikli yazışmalar “taciz” niteliği taşımaz; çünkü suçun özü, mağdurun istemediği bir müdahaleye maruz kalmasıdır. Ancak bu savunma, somut delillerle desteklenmediği sürece kabul görmemektedir. Bir okulda çalışan sanığın meslektaşına yönelik davranışlarına ilişkin kararda, mağdurun durumu baştan itibaren okul müdürüne bildirmesi ve sanığın bu uyarıya rağmen davranışlarını sürdürmesi, “rızai ilişki” savunmasının hayatın olağan akışına uymadığı sonucuna ulaşılmasında belirleyici olmuştur (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2021/17851, K. 2023/1164, T. 06.03.2023). Mağdur çocuksa, onun “rızası” hukuken hiçbir şekilde geçerli kabul edilmez.

6. Nitelikli (Ağırlaştırılmış) Hâller

6.1. Elektronik haberleşme araçlarıyla taciz (105/2-d)

Günümüzde en sık görülen nitelikli hâl budur. SMS, WhatsApp, Instagram, e-posta veya benzeri bir araçla yapılan taciz, cezanın yarı oranında artırılmasını gerektirir. Yargıtay bu artırımın yapılmamasını düzenli olarak hukuka aykırılık saymaktadır. Örneğin cinsel taciz içeren telefon mesajlarına rağmen temel cezanın 105/2-d uyarınca artırılmaması bozma nedeni yapılmıştır (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2021/16338, K. 2023/4355, T. 15.06.2023). Instagram üzerinden gönderilen açık cinsel içerikli mesajlarda da Daire, eylemin elektronik haberleşme araçlarıyla işlenen nitelikli cinsel taciz olduğunu ve şikâyete tabi olmadığını vurgulamıştır (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2021/15534, K. 2023/1566, T. 21.03.2023).

6.2. İşyeri ve hizmet ilişkisi (105/2-a ve c)

İşyerinde taciz, kanunun özellikle önemsediği bir alandır. Aynı işyerinde çalışan sanığın bu durumun sağladığı kolaylıktan yararlanarak taciz eylemini gerçekleştirdiği olayda, temel cezanın 105/2 uyarınca artırılmaması eksik ceza tayini olarak değerlendirilmiştir (Yargıtay 14. Ceza Dairesi, E. 2016/4498, K. 2019/13155, T. 10.12.2019). Fail aynı zamanda amir konumundaysa, hizmet ilişkisinden kaynaklanan kolaylık (a bendi) ile aynı işyerinde çalışma (c bendi) birlikte gündeme gelebilir. Ceza Genel Kurulu da bu iki nitelikli hâlin, suçun temel şekline göre daha ağır cezayı haklı kılan özel durumlar olduğunu belirtmiştir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2024/58, K. 2024/81, T. 21.02.2024).

6.3. Mağdurun işini, okulunu veya ailesini bırakması

İkinci fıkranın son cümlesi, tacizin mağdurun hayatında yarattığı somut kırılmayı cezaya yansıtır. Yargıtay 14. Ceza Dairesi, aynı işyerinde çalışan mağdureye farklı zamanlarda taciz eylemlerinde bulunulduğu ve mağdurenin bu yüzden işi bırakmak zorunda kaldığı bir olayda, 105/2 hükmünün uygulanması gerektiğine dikkat çekmiştir (Yargıtay 14. Ceza Dairesi, E. 2015/9551, K. 2019/8611, T. 28.03.2019). Bu durumda ceza, artırımdan sonra bile bir yıldan aşağı belirlenemez.

6.4. Teşhir (105/2-e)

Failin kendi cinsel organını belirli bir kişiye göstermesi, temas olmadığı sürece teşhir suretiyle cinsel taciz kabul edilir ve ceza yarı oranında artırılır. Yukarıda aktarılan 2024 tarihli karar bu bendin uygulanmasına güzel bir örnektir (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2021/18210, K. 2024/6472, T. 27.06.2024).

7. Benzer Suçlarla Karşılaştırma

Cinsel taciz, uygulamada sıklıkla başka suç tipleriyle karışır. Aşağıdaki tablo temel farkları özetlemektedir:

| Suç                                   | Temel ayırt edici ölçüt                                   | Temel ceza                      |
|---------------------------------------|-----------------------------------------------------------|---------------------------------|
| Cinsel taciz (TCK 105)                | Cinsel amaç var, bedensel temas yok                       | 3 ay–2 yıl hapis veya APC       |
| Sarkıntılık (TCK 102/1, 2. cümle)     | Ani ve kesintili bedensel temas                           | 2–5 yıl hapis                   |
| Huzur ve sükûnu bozma (TCK 123)       | Sırf huzuru bozma amacı, cinsel amaç yok                  | 3 ay–1 yıl hapis                |
| Israrlı takip (TCK 123/A)             | Israrlı fiziki/iletişim yoluyla takip, ciddi huzursuzluk  | 6 ay–2 yıl hapis                |
| Hakaret (TCK 125)                     | Onur, şeref ve saygınlığa saldırı                         | 3 ay–2 yıl hapis veya APC       |

Huzur ve sükûnu bozma ile cinsel taciz arasındaki ayrım, cinsel amacın varlığına göre yapılır. Bir olayda failin üç gün boyunca ısrarla arayıp mesaj atması huzur ve sükûnu bozma, bu mesajlardan yalnızca cinsel içerikli olanı ise cinsel taciz olarak değerlendirilmiştir. Cinsel içerikli tek bir mesaj bulunduğu hâlde zincirleme suç hükümlerinin uygulanması da hatalı görülmüştür (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2021/15900, K. 2023/937, T. 27.02.2023). Buna karşılık arama ve cinsel içerikli mesajların tek bir suç işleme kararıyla bütünleştiği bir olayda, eylemin bütünüyle zincirleme cinsel taciz oluşturduğu, ayrıca huzur ve sükûnu bozmadan hüküm kurulamayacağı kabul edilmiştir (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2025/1003, K. 2025/5489, T. 18.06.2025).
Mesajların içinde hem cinsel nitelikli hem de ölüm tehdidi ya da küfür içeren ifadeler bulunuyorsa, her içerik kendi suç tipine göre ayrıca değerlendirilir; cinsel taciz yanında tehdit ve hakaret suçları da oluşabilir (Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2021/9708, K. 2023/18725, T. 23.05.2023).
Çocuğa karşı işlenen fiillerde de aynı ölçüt geçerlidir. Bir çocuğa yalnızca cinsel içerikli mesajlar gönderilmiş, fiziksel temas olmamışsa, eylem çocuğun cinsel istismarı değil, zincirleme şekilde cinsel taciz suçudur (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2021/12338, K. 2024/4916, T. 22.05.2024).

8. Özel Görünüş Biçimleri

8.1. Zincirleme suç

Aynı kişiye, aynı suç işleme kararı kapsamında farklı zamanlarda birden çok taciz eylemi yapılırsa, TCK 43 uyarınca tek ceza verilir ancak bu ceza dörtte birden dörtte üçe kadar artırılır. Yargıtay, evli bir kadına farklı günlerde cinsel içerikli mesajlar gönderilmesi olayında zincirleme suç hükümlerinin uygulanmamasını hukuka aykırı bulmuştur (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2022/486, K. 2023/1502, T. 20.03.2023). Ancak yukarıda değinildiği gibi, zincirleme suçun uygulanabilmesi için birden fazla cinsel nitelikli eylemin bulunması şarttır; yalnızca rahatsız edici aramalar bu sayıya katılmaz.

8.2. Teşebbüs

Cinsel tacizin teşebbüse elverişli olup olmadığı öğretide tartışmalıdır. Bir görüş, suçun hareketin yapılmasıyla tamamlanan bir suç olması nedeniyle teşebbüsün mümkün olmadığını savunur. Diğer görüş ise örneğin yazılı bir mesajın mağdura ulaşmadan engellenmesi gibi, hareketin parçalara bölünebildiği durumlarda teşebbüsün düşünülebileceğini kabul eder. Bu konuda araç aracılığıyla doğrulanabilir güncel bir Yargıtay kararına ulaşılamamıştır.

9. Usul Hükümleri

9.1. Şikâyet: temel şekil ile nitelikli hâller arasındaki kritik fark

Cinsel taciz suçunun temel şekli (105/1) şikâyete bağlıdır. Şikâyet süresi, TCK 73 uyarınca mağdurun fiili ve failin kim olduğunu öğrendiği günden itibaren altı aydır; bu süre dava zamanaşımını aşamaz. Şikâyetten vazgeçilirse dava düşer.
Nitelikli hâllerde ise durum tartışmalıdır. Kanun koyucu ikinci fıkrada “mağdurun şikâyeti üzerine” ibaresini tekrarlamamıştır. Yargıtay’ın güncel kararlarında ağırlık kazanan görüş, 105/2’de sayılan hâllerin şikâyete bağlı olmadığı yönündedir. Instagram üzerinden gönderilen cinsel içerikli mesajlara ilişkin bir kararda Daire, nitelikli hâlin şikâyete tabi olmadığını açıkça belirtmiştir (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2021/15534, K. 2023/1566, T. 21.03.2023).
Bununla birlikte içtihatta tam bir yeknesaklık olduğu söylenemez. Elektronik haberleşme yoluyla işlenen bir taciz olayında, itiraz mercii mağdurun şikâyetten vazgeçtiği gerekçesiyle HAGB kararını kaldırmış; Adalet Bakanlığı, suçun şikâyete tabi olmadığını ileri sürerek kanun yararına bozma talep etmiştir. Yargıtay 9. Ceza Dairesi ise bu talebi reddederek itiraz merciinin kararını usul ve kanuna uygun bulmuştur (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2021/26984, K. 2022/5170, T. 31.05.2022). Kararın gerekçesi kısa olduğundan, Daire’nin şikâyet konusunda genel bir ilke mi koyduğu yoksa dosyanın özelliklerine mi dayandığı açık değildir.
Uygulamadaki karşılığı şudur: mesajla, işyerinde, teşhir yoluyla ya da kamu görevinin kolaylığıyla işlenen tacizde savcılık, ağırlıklı görüşe göre olayı öğrendiği anda kendiliğinden (re’sen) soruşturma başlatabilir ve mağdurun sonradan şikâyetini geri alması davayı kendiliğinden sona erdirmeyebilir. Ancak aksi yönde verilmiş karar bulunduğu için, şikâyetten vazgeçmenin sonucu her dosyada ayrıca değerlendirilmelidir.

9.2. Uzlaştırma yasağı

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 253. maddesinin üçüncü fıkrası, şikâyete bağlı olsa bile cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda uzlaştırma yoluna gidilemeyeceğini öngörür. Dolayısıyla temel şekildeki cinsel tacizde bile taraflar uzlaştırma bürosu aracılığıyla anlaşarak dosyayı kapatamaz. Bu suçla birlikte aynı mağdura karşı uzlaşmaya tabi başka bir suç (örneğin tehdit) işlenmişse, o suç bakımından da uzlaştırma uygulanmaz. 24.12.2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanun’la bu kurala, yalnızca önödemeye tabi suçlarla birleşme hâline ilişkin bir istisna eklenmiştir; cinsel suçlara ilişkin yasakta bir değişiklik yapılmamıştır.

9.3. Zamanaşımı

Suçun üst sınırı, nitelikli hâller dahil beş yılı aşmadığından, TCK 66/1-e uyarınca dava zamanaşımı kural olarak sekiz yıldır.

9.4. Basit yargılama usulü

CMK 251, üst sınırı iki yıl veya daha az hapis ya da adli para cezası gerektiren suçlarda, asliye ceza mahkemesine duruşma yapmadan dosya üzerinden karar verme ve sonuç cezayı dörtte bir oranında indirme imkânı tanır. Temel şekildeki cinsel taciz bu kapsama girebilir. Ancak çocuğa karşı işlenen taciz (üst sınır üç yıl) ve yarı oranında artırım gerektiren nitelikli hâller kapsam dışında kalır. Yargıtay’ın cinsel taciz suçu yönünden basit yargılama usulü gerekçesiyle bozma kararı verdiği de görülmektedir (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2023/10122, K. 2023/8267, T. 11.12.2023 kararında aktarılan önceki bozma ilamı).

9.5. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB)

Cinsel taciz davalarında verilen cezalar çoğunlukla iki yılın altında kaldığından, HAGB uygulamada sık gündeme gelir. HAGB, belirli şartlarla kurulan hükmün sanık hakkında hukuki sonuç doğurmaması ve beş yıllık denetim süresi sonunda yeni bir kasıtlı suç işlenmezse davanın düşmesi anlamına gelir. CMK 231 hükmü, 16.07.2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanun’la (Resmî Gazete: 31.07.2026) bir kez daha yeniden düzenlenmiştir. Yeni metinde de iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası, sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmaması, yeniden suç işlemeyeceği kanaatine varılması ve mağdurun zararının giderilmesi şartları korunmuştur. Denetim süresi içinde kasıtlı bir suç nedeniyle ikinci kez HAGB kararı verilemeyeceği kuralı da metinde yer almaya devam etmektedir. Somut dosyada HAGB’nin uygulanıp uygulanamayacağı, kanunun Resmî Gazete’deki son hâli ve geçiş hükümleri dikkate alınarak ayrıca değerlendirilmelidir.

10. İspat Sorunu ve Deliller

Cinsel taciz çoğu zaman tanıksız, iki kişi arasında geçen bir olaydır. Bu nedenle Yargıtay kararlarında mağdur beyanının tutarlılığı, olaydan hemen sonra kime ne anlatıldığı ve yan delillerle desteklenip desteklenmediği büyük önem taşır. Elektronik ortamda işlenen tacizde ise ispat görece kolaydır: kararlarda mesaj tespit tutanakları, ekran görüntüleri, HTS kayıtları ve gerektiğinde ses karşılaştırma incelemeleri temel delil olarak kullanılmaktadır (örneğin Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2023/10449, K. 2024/25, T. 08.01.2024). Mesajları silmek, sonradan ispatı zorlaştırabilir; hattın başkası tarafından kullanıldığı savunması ise HTS ve baz istasyonu kayıtlarıyla çürütülebilmektedir.

11. Yargıtay İçtihadından Çıkan Başlıca İlkeler

  1. Suç serbest hareketlidir; söz, yazı, işaret, görüntü ile işlenebilir, yeter ki bedensel temas olmasın.
  2. Davranış belirli bir kişiye yönelmiş olmalıdır.
  3. Failin cinsel amaçla hareket ettiği somut olgulardan anlaşılmalıdır; cinsel nitelik taşımayan basit bir iltifat tek başına yeterli olmayabilir.
  4. En küçük bir bedensel temas, eylemi cinsel saldırı (sarkıntılık) suçuna dönüştürür.
  5. Elektronik haberleşme, işyeri, kamu görevi ve teşhir gibi nitelikli hâllerde ceza yarı oranında artar; ağırlıklı görüşe göre bu hâllerde şikâyet de aranmaz, ancak aksi yönde verilmiş karar da bulunmaktadır.
  6. Aynı mağdura farklı zamanlarda birden çok cinsel nitelikli eylem yapılmışsa zincirleme suç hükümleri uygulanır.
  7. Bu suçta uzlaştırma yoktur.

Sonuç

TCK 105, ilk bakışta kısa ve basit bir hükümdür. Ancak uygulamada “taciz” ile “iltifat”, “taciz” ile “sarkıntılık”, “taciz” ile “huzur bozma” arasındaki sınırlar, her olayda yeniden çizilmeyi gerektirir. Yargıtay’ın son yıllardaki kararları belirgin bir yöne işaret ediyor: bedensel temasın varlığı suçun adını değiştiriyor, cinsel amaç ise suçun varlığını belirliyor. Dijital iletişimin yaygınlaşmasıyla birlikte 105/2-d bendi neredeyse kuralın kendisi hâline geldi. Ağırlık kazanan içtihat, bu hâllerin şikâyetten bağımsız biçimde kovuşturulabileceğini kabul ediyor; ancak aksi yönde verilmiş kararlar, konunun henüz tam olarak oturmadığını gösteriyor.
Mağdur açısından bu, şikâyet süresi dolsa bile bazı olaylarda hukuki korumanın devam edebileceği anlamına gelir. Sanık açısından ise “barıştık”, “şikâyetten vazgeçti” gibi gelişmelerin dosyayı her zaman kapatmayabileceği anlamına gelir. Her dosyanın koşulları farklıdır; kendi durumunuz için bir avukattan hukuki destek almanız yararlı olur.

Kaynakça

Mevzuat

  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 43, 66, 73, 102, 103, 105, 123, 123/A, 125
  • 6545 sayılı Kanun m. 61 (Resmî Gazete: 28.06.2014)
  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 231 (7589 sayılı Kanunla değişik, Resmî Gazete: 31.07.2026), m. 251, m. 253 (7571 sayılı Kanunla eklenen cümle dahil)

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Hukuki danışmanlık veya tavsiye niteliği taşımaz. Gelişmeler hızla değiştiği için yazıdaki bilgiler 16 Ekim 2026 tarihi itibarıyla geçerlidir.

Görsel temsilidir.

Anahtar kelimeler: cinsel taciz, TCK 105, cinsel amaç, maddi unsur, manevi unsur, sarkıntılık, cinsel saldırı, teşhir, elektronik haberleşme yoluyla taciz, işyerinde taciz, şikâyet süresi, uzlaştırma yasağı, zincirleme suç, hükmün açıklanmasının geri bırakılması, Yargıtay kararları, küçükçekmece avukat, küçükçekmece ceza avukatı, ceza hukuku.


Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Nusret Çetin' e aittir. Tüm makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı zaman damgalıdır. Sitemizdeki makalelerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Avukat Nusret Çetin - Sorularınız için: Avukata Sor sayfasını ziyaret ediniz.