Vekâlet Görevinin Kötüye Kullanılması Nedeniyle Tapu İptali ve Tescil Davası
Av. Nusret Çetin — Çetin Hukuk Bürosu
Bir noter vekâletnamesi, kâğıt üzerinde birkaç satırdan ibarettir; pratikte ise bir kişinin bütün taşınmaz varlığını başkasının iki imzasına emanet etmektir. Uygulamada en sık gördüğümüz senaryo hep aynı iskelete oturur: “Yalnızca intikal işlemleri yapılacaktı” denilerek verilen vekâletname, birkaç ay sonra vekilin eşine, kardeşine, damadına ya da iş ortağına yapılmış bir “satış”la karşımıza çıkar. Tapuda görünen bedel, taşınmazın gerçek değerinin yanında sembolik kalır; malikin eline ise hiçbir şey geçmemiştir. Bu yazı, o noktadan sonra başlayan davanın anatomisini anlatıyor.
Vekâlet görevinin kötüye kullanılması nedir?
Vekâlet sözleşmesi, Türk Borçlar Kanunu’nun 502. maddesinde vekilin, vekâlet verenin bir işini görmeyi üstlendiği sözleşme olarak tanımlanır. Ancak bu ilişkinin çimentosu kanun metni değil güvendir. Vekilin borçlarının çoğu, vekil edenin yararına ve iradesine uygun davranma yükümlülüğünden doğar. Yargıtay, TBK’nın 506. maddesindeki sadakat ve özen borcunu vekilin “en önde gelen borcu” olarak niteler ve bu sorumluluğun eski Borçlar Kanunu dönemine göre ağırlaştırıldığını, artık benzer işleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranışın esas alındığını vurgular.
Vekilin sadakat ve özen borcu, vekâletnamede işin nasıl yerine getirileceği yazılmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içinde kalsa dahi ortadan kalkmaz.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2023/6390, K. 2025/3725, T. 16.09.2025
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/5427, K. 2026/2926, T. 13.04.2026
Buna göre kötüye kullanma, vekilin yetkisini aşması değildir — aşmışsa zaten yetkisiz temsil hükümleri devreye girer. Kötüye kullanma, yetkinin sınırları içinde kalarak, fakat vekil edenin zararına ve vekilin ya da el birliği yaptığı bir başkasının yararına kullanılmasıdır. Hukuk Genel Kurulu bu noktayı, sadakat ve özen borcunun amacının tam da başkası adına iş gören kimsenin yetkisini kötüye kullanma riskini önlemek olduğunu söyleyerek açıklar.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2023/292, K. 2024/531, T. 23.10.2024
“Dilediğine, dilediği bedelle satabilir” yetkisi vekili sınırsız kılar mı?
Davaların en çok tartışılan savunması budur: “Vekâletnamede dilediği kişiye, dilediği bedelle satma yetkisi vardı.” Yargıtay’ın bu savunmaya cevabı onlarca yıldır istikrarlıdır ve 2026 yılı kararlarında da aynı cümlelerle tekrarlanmaktadır: malikin, vekili dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabilecek şekilde yetkili kılması — hatta alıcının kimliğini önceden belirlemesi — vekile, dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu bir kenara bırakarak makul sayılacak ölçülerin dışına çıkma hakkı vermez.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2026/454, K. 2026/4238, T. 20.05.2026
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2017/1154, K. 2017/2706, T. 04.04.2017
Yani geniş yetkili bir vekâletname, vekile hareket serbestisi verir; bağışıklık vermez. Yetkinin genişliği, işlemin sonucunda malikin zararlandırıldığı olgusunu ortadan kaldırmaz.
Davanın kabulü için aranan üç ayak
Yargıtay’ın klasikleşmiş formülasyonunda temsil yetkisinin kötüye kullanılmasından söz edebilmek için üç koşul birlikte aranır: temsilcinin geçerli bir temsil yetkisinin bulunması; bu yetkinin temsil olunanın irade beyanına ve çıkarına aykırı biçimde kullanılması; işlemin yapıldığı üçüncü kişinin TMK’nın 3. maddesi anlamında iyiniyetli olmaması.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 1991/308, K. 1991/418, T. 18.09.1991
Bu üçüncü ayak, davanın kaderini belirleyen yerdir ve ayrıca ele alınmayı hak eder. Zira vekilin kusuru ispatlansa bile, karşı tarafın iyiniyeti taşınmazı davacının elinden çıkarmaya yeter.
Alıcı iyiniyetliyse tapu geri alınamaz mı?
Kural nettir: vekil ile sözleşme yapan kişi iyiniyetli ise — yani vekilin görevini kötüye kullandığını bilmiyorsa veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilme olanağı yoksa — yapılan sözleşme geçerlidir ve vekil edeni bağlar. Vekil kusurlu davranmış olsa dahi bu, vekil ile vekil eden arasında bir iç sorun olarak kalır; iyiniyetli alıcının kazandığı haklara etki etmez. Tersi durumda, yani üçüncü kişi vekille çıkar ve işbirliği içindeyse ya da durumu biliyor veya bilmesi gerekiyorsa, vekil edenin sözleşmeyle bağlı sayılmaması TMK’nın 2. maddesindeki dürüstlük kuralının doğal sonucudur. Yargıtay bu noktada, aksi görüşün kötüniyeti teşvik etmek, en azından ona göz yummak olacağını açıkça yazar.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2023/1625, K. 2024/2831, T. 22.04.2024
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2021/912, K. 2023/1037, T. 01.11.2023
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/1051, K. 2023/800, T. 27.03.2023
Bu ilkenin pratik sonucu şudur: davanın gerçek muharebe alanı, vekilin niyeti değil, kayıt malikinin konumudur. 2026 tarihli bir kararda, vekilin eşine yapılan devir yönünden kötüye kullanma sabit görülmüş, ancak sonraki alıcı bakımından önceden tanışıklık ve işbirliği ispatlanamadığı için iptal ve tescil istemi reddedilmiş, davacı bedele yönlendirilmiştir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2026/454, K. 2026/4238, T. 20.05.2026
Mahkeme neye bakıyor? İspatın gerçek ölçütleri
İspat yükü, TMK’nın 6. maddesi uyarınca iddiada bulunan davacıdadır. Dosyalarda mahkemelerin tekrar tekrar başvurduğu ölçütler şunlardır:
|
Ölçüt |
Uygulamada anlamı |
|
Tapu bedeli ile gerçek değer arasındaki fark |
Resmî senetteki bedel ile keşfen belirlenen rayiç değer arasındaki afaki fark, zararlandırma olgusunun en görünür delilidir. |
|
Bedelin ödendiğinin belgelenememesi |
Savunma “elden ödedim” ile sınırlı kalıyorsa, HMK’nın 200. maddesi gereği yazılı belge veya delil başlangıcı olmadan tanıkla ispat kabul edilmez. |
|
Alıcının vekille yakınlığı |
Eş, kardeş, damat, baldız, iş ortağı, aynı adreste oturan komşu: iyiniyet savunmasını zayıflatan tipik bağlar. |
|
Malikin satma ihtiyacı ve iradesi |
Satış ihtiyacı bulunmayan, yurt dışında olan ya da vekâletnameyi yalnızca intikal için veren malikin iradesi yoksa işlem çöker. |
|
Alıcının ekonomik gücü |
Bedeli ödeyecek mali kapasitesi bulunmayan alıcı yönünden gerçek bir satıştan söz edilemez. |
|
Vekâletname ile devir arasındaki süre |
Vekâletnamenin verilmesinden bir gün ya da birkaç ay sonra yapılan devir, dosyalarda sıkça vurgulanan bir karinedir. |
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/144, K. 2025/443, T. 06.02.2025
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/1369, K. 2025/2045, T. 17.04.2025
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/4349, K. 2025/4442, T. 13.10.2025
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2023/3579, K. 2024/5087, T. 23.09.2024
Buna karşılık — ve bu, iddiasını yalnızca tapu bedeline dayandıran davacılar için ciddi bir uyarıdır — devir bedelinin düşük olması tek başına kötüye kullanmayı ispatlamaz. Yargıtay, mirasbırakanın vekâletnameyi hangi amaçla verdiğini ve devir iradesinin bulunmadığını ortaya koyamayan davacı bakımından davanın reddi gerektiğine karar vermiştir. Aynı şekilde, kayıt malikinin kötüniyetini ispata yarar delil sunulamayan dosyalarda istem reddedilmektedir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2023/3920, K. 2023/6245, T. 06.11.2023
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/3379, K. 2025/4136, T. 01.10.2025
Mahkemenin araştırma yükümlülüğü de dar değildir: uzman bilirkişilerle keşif yapılarak payın satış tarihindeki gerçek değerinin belirlenmesi, gerçek değer üzerinden vekil edene veya vekiline ödeme yapılıp yapılmadığının saptanması, gerektiğinde tanıkların yeniden dinlenmesi gerekir; eksik soruşturmayla kurulan hükümler bozulmaktadır.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2023/6509, K. 2024/7074, T. 25.12.2024
Kaç yıl sonra dava açılabilir? Zamanaşımı meselesi
Bu, en çok sorulan sorulardan biri ve cevabı davacılar için rahatlatıcıdır: vekâlet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayanan davalar herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi değildir. Yerel mahkemelerin beş yıllık ya da bir yıllık süreleri uygulayarak verdiği ret kararları istikrarlı biçimde bozulmaktadır.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2022/8400, K. 2023/6018, T. 30.10.2023
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/2561, K. 2025/3390, T. 30.06.2025
Çok yakın tarihli bir karar bu ilkeyi daha da keskinleştirmiştir: bölge adliye mahkemesi, süre bulunmadığını kabul etmekle birlikte davanın devirden kırk yedi yıl sonra açılmasını hakkın kötüye kullanılması saymıştı. Yargıtay bu gerekçeyi hatalı bulmuş ve gerekçe metinden çıkarılmak suretiyle kararı düzelterek onamıştır. Kısacası gecikme, tek başına bir ret sebebi değildir — fakat aradan geçen zaman delillerin çürümesi anlamına gelir ki bu, hukuki değil fiilî bir risktir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/2737, K. 2025/6135, T. 23.12.2025
Bir ayrıntı daha: “vekâletname benden hile ile alındı” şeklindeki iddia, hile hükümlerine özgü bir yıllık süreye sıkıştırılamaz. Yargıtay, vekâletnamenin hile ile alındığı iddiasının vekâlet görevinin kötüye kullanıldığı iddiasını da içerdiğini, dolayısıyla süre tartışmasına girilmeksizin işin esasının incelenmesi gerektiğini belirtmiştir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/847, K. 2025/1689, T. 25.03.2025
Taşınmaz üçüncü kişiye devredilmişse: terditli talep şart
Vekil, taşınmazı önce bir aile üyesine, oradan da iyiniyetli görünen bir alıcıya aktarma zincirini sıkça kurar. Bu yüzden dava dilekçesinin kaderi, talep sırasının doğru kurulmasına bağlıdır: öncelikle tapu iptali ve tescil, mümkün olmazsa bedel veya tazminat. Uygulamada bu terditli yapıya ecrimisil, yani haksız işgal tazminatı talebi de eklenmektedir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/527, K. 2025/3076, T. 16.06.2025
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2023/2865, K. 2024/3983, T. 30.05.2024
Talep sırasını doğru kurmak kadar, onu sonradan daraltmamaya da dikkat etmek gerekir. Bir dosyada davacı yargılama sırasında istemini yalnızca bedele hasretmiş; Yargıtay, taleple bağlılık kuralı gereği artık iptal ve tescile hükmedilemeyeceğini, taşınmazın keşfen saptanan dava tarihindeki değeri üzerinden karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2019/4878, K. 2021/3219, T. 10.06.2021
Bu davaların niteliği itibarıyla haksız fiil hükümlerine tabi olduğu da göz önünde tutulmalıdır; vekil ile kayıt malikinin el ve iş birliği sabit olduğunda sorumluluk müteselsil doğar.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2019/611, K. 2020/6133, T. 19.11.2020
Dava kime karşı açılır? Vekil de davalı olmalı mı?
Yıllarca yerel mahkemeler, tapu kaydı üzerinde görünmeyen vekil hakkındaki davayı pasif husumet yokluğundan reddetti. Hukuk Genel Kurulu’nun önüne gelen uyuşmazlık tam olarak buydu: dava yalnızca kayıt malikine mi yöneltilmelidir?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2022/946, K. 2023/1154, T. 29.11.2023
Dairenin bugünkü yaklaşımı şöyle özetlenebilir: bu davalar özünde vekilin görevini kendisi ya da bir başkası yararına kötüye kullandığı iddiasına dayandığından, vekil davanın açılmasına sebebiyet veren kişidir; tazminat talebi bulunmasa dahi davanın kayıt maliki yanında vekile ve varsa ara maliklere de yöneltilmesi mümkündür. Bu, davalılar arasındaki el ve iş birliğinin aydınlatılması, ilişkinin gerçek mahiyetinin ortaya çıkması ve yargılama giderlerinden sorumluluk bakımından gereklidir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2023/5873, K. 2024/432, T. 17.01.2024
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/2274, K. 2025/3412, T. 30.06.2025
Pratik tavsiye: vekili davalı göstermeyen bir dilekçe, sadece bir isim eksikliği değil, ispat stratejisinin eksikliğidir.
Usul köşesi: mahkeme, harç, tedbir, arabuluculuk
-
Görevli ve yetkili mahkeme: taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesi. Taşınmazın aynına ilişkin davalarda HMK’nın 12. maddesi uyarınca yetki kesin olup taraf iradesiyle değiştirilemez.
-
Harç: dava nispi harca tabidir; harç, taşınmazın dava tarihindeki değeri üzerinden hesaplanır. Oran her yıl Harçlar Kanunu tarifesiyle güncellendiğinden, dava açılmadan önce güncel tarifeden teyit edilmelidir.
-
Arabuluculuk: tapu iptali ve tescil davaları dava şartı olan zorunlu arabuluculuk kapsamında değildir; taraflar ihtiyari arabuluculuğa başvurabilir. Uyuşmazlık ticari iş ya da tüketici işleminden kaynaklanıyorsa ilgili dava şartı kuralları ayrıca değerlendirilmelidir.
-
İhtiyati tedbir: dava açılmış olması taşınmazın el değiştirmesini kendiliğinden engellemez. Zincirin uzamasını önlemek için tapu kaydına ihtiyati tedbir şerhi talep edilmesi, pratikte davanın en kritik ilk adımıdır.
-
İcra: taşınmazın aynına ilişkin hükümler kesinleşmeden icra edilemez; istinaf ve temyiz aşaması sürecin doğal parçasıdır.
Sık karıştırılan durum: sahte vekâletname
Sahte kimlikle çıkarılmış ya da imzası malikin eli ürünü olmayan bir vekâletname ile yapılan devir, kötüye kullanma değildir; ortada geçerli bir temsil yetkisi hiç yoktur ve tescil yolsuzdur. Sonuçlar da farklıdır:
-
İlk el konumundaki alıcı, TMK’nın 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanamaz; bu kişi yönünden iyiniyet araştırmasına dahi gerek bulunmaz.
-
Sonraki eller bakımından ise iyiniyet araştırılır; TMK’nın 1024. maddesi kapsamında kötüniyeti ispatlanamayan ikinci veya üçüncü el edinim korunur.
-
Taşınmazını geri alamayan malik için TMK’nın 1007. maddesine dayalı olarak Devletin kusursuz sorumluluğu gündeme gelir; ancak kendi kusurlu davranışı bulunan kişi bu yola başvuramaz.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/4533, K. 2025/6139, T. 23.12.2025
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2022/688, K. 2022/4359, T. 01.06.2022
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2016/10608, K. 2019/4298, T. 02.07.2019
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2022/8084, K. 2023/2090, T. 05.04.2023
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2020/8083, K. 2021/3648, T. 18.03.2021
Ceza boyutu: şikâyet dosyası davanın neresinde durur?
Vekilin eylemi duruma göre güveni kötüye kullanma, nitelikli dolandırıcılık veya resmî belgede sahtecilik suçlarını oluşturabilir. Hukuk davası bakımından ceza dosyasının iki yönlü etkisi vardır. Bir yanda soruşturma dosyasındaki ifadeler, banka kayıtları ve bilirkişi raporları hukuk hâkimi için değerli delil kaynağıdır; kararlarda savcılık dosyalarına açıkça atıf yapılmaktadır. Öte yanda vekil hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi, hukuk davasının kaderini tayin etmez — ceza sorumluluğu ile vekâletin özen ve sadakat borcuna aykırılık aynı eşiği paylaşmaz.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2026/375, K. 2026/1843, T. 09.03.2026
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2023/2865, K. 2024/3983, T. 30.05.2024
Vekilin hesap verme borcu da bağımsız bir dava sebebidir: TBK’nın 508. maddesi uyarınca vekil, yürüttüğü işin hesabını vermek ve vekâletle ilişkili olarak aldıklarını vekil edene teslim etmekle, geciktiği paranın faizini ödemekle yükümlüdür.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/2470, K. 2024/1598, T. 08.05.2024
Dava açmadan önce: koruyucu hukukun küçük ama etkili yedi adımı
-
Vekâletnameyi işe özgüleyin: intikal ve tapu kaydı düzeltme yetkisi ile satış, bağış, ipotek tesisi yetkisi aynı belgede yer almak zorunda değildir.
-
Süre ve parsel sınırı koyun: yetkinin geçerlilik süresini ve kapsadığı taşınmazları ada-parsel olarak belirtin.
-
Bedel tabanı yazdırın: rayiç değerin altında satış yapılamayacağına ilişkin kayıt, sonraki davada iradenin sınırını kanıtlar.
-
Ödemenin banka yoluyla ve doğrudan malike yapılmasını şart koşun; elden ödeme, sadece karşı tarafın işine yarar.
-
İşi bitince azledin: TBK’nın 512. maddesi uyarınca vekâlet her zaman tek taraflı olarak sona erdirilebilir; azilnameyi noterden düzenleyip ilgili tapu müdürlüğüne bildirmek, belgenin ömrünü fiilen kapatır.
-
Tapu kaydınızı periyodik olarak kontrol edin: e-Devlet üzerinden taşınmaz sorgulama, bir zincirin ikinci halkasına geçmeden fark edilmesini sağlar.
-
Alıcı tarafındaysanız: vekâletnamenin aslını, yevmiye numarasını ve kapsamını inceleyin, bedeli banka yoluyla malike ödeyin, satıcının vekille yakınlığından haberdar olduğunuz izlenimini doğuracak yazışmalardan kaçının. İyiniyet, kendisinden beklenen özeni gösteren kişinin savunmasıdır.
Sık sorulan sorular
Vekâletle satılan taşınmaz geri alınabilir mi?
Vekilin yetkisini malikin zararına, kendisi veya el birliği yaptığı kişi yararına kullandığı ve alıcının bu durumu bildiği ya da bilmesi gerektiği ispatlanırsa evet: tapu kaydı iptal edilip malik adına tescil edilir. Alıcı iyiniyetliyse taşınmaz geri alınamaz, malik vekile karşı bedel ve tazminat talep eder.
Vekâletnamede “dilediği bedelle satabilir” yazıyorsa dava kaybedilir mi?
Hayır. Bu ifade vekili sadakat ve özen borcundan kurtarmaz. Yargıtay’ın istikrarlı içtihadına göre malikin vekili dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabilecek şekilde yetkili kılması, ona makul sayılacak ölçülerin dışına çıkarak satış yapma hakkı vermez.
Vekâlet görevinin kötüye kullanılması davasında zamanaşımı süresi var mı?
Vekâlet görevinin kötüye kullanılmasına dayalı tapu iptali ve tescil davası herhangi bir zamanaşımı ya da hak düşürücü süreye tabi değildir; her zaman açılabilir. Ne var ki delillerin zamanla kaybolması gerçek bir risk oluşturduğundan gecikmek fiilen pahalıdır.
Sadece satış bedelinin düşük gösterilmesi davayı kazandırır mı?
Tek başına yeterli değildir. Düşük bedelin yanına malikin satış iradesinin bulunmadığı, bedelin ödenmediği ve alıcının vekille çıkar ya da yakınlık ilişkisi içinde olduğu gibi olguların eklenmesi gerekir.
Tapu iptali ve tescil davası kime karşı açılmalıdır?
Tapuda görünen son kayıt maliki zorunlu davalıdır. İspat ve yargılama giderlerinden sorumluluk bakımından vekilin ve varsa ara maliklerin de davalı gösterilmesi mümkün olup uygulamada yerinde kabul edilmektedir.
Taşınmaz üçüncü kişiye satılmışsa ne istenebilir?
Terditli olarak öncelikle tapu iptali ve tescil, bu mümkün olmazsa taşınmazın gerçek değeri üzerinden bedel veya tazminat, şartları varsa ecrimisil talep edilir.
Tapu iptali ve tescil davasında arabulucuya başvurmak zorunlu mu?
Hayır. Tapu iptali ve tescil davaları dava şartı olarak zorunlu arabuluculuk kapsamında değildir; taraflar ihtiyari arabuluculuğa başvurabilir. Uyuşmazlık ticari iş veya tüketici işleminden kaynaklanıyorsa ilgili dava şartı kuralları ayrıca değerlendirilmelidir.
Tapu iptali ve tescil davası hangi mahkemede açılır?
Dava, taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde açılır. Taşınmazın aynına ilişkin davalarda Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 12. maddesi uyarınca yetki kesin olup taraf iradesiyle değiştirilemez.
Sonuç
Vekâlet görevinin kötüye kullanılması davaları, kâğıt üzerinde geçerli görünen bir işlemin arkasındaki gerçeği kurmaya dayanır. Yargıtay’ın son yıllardaki kararları iki yönde birlikte istikrar göstermektedir: vekilin sorumluluğu ağırlaştırılmış, buna karşılık gerçekten iyiniyetli üçüncü kişinin kazanımı titizlikle korunmuştur. Dolayısıyla bu davalarda başarı, hukuki nitelendirmeden çok delil mimarisine bağlıdır — bedel farkını gösteren keşif ve bilirkişi raporu, ödeme yapılmadığını ortaya koyan banka kayıtları, alıcı ile vekil arasındaki ilişkiyi somutlaştıran belge ve tanıklar, ihtiyati tedbirle dondurulmuş bir tapu kaydı. Bu unsurlar zamanında bir araya getirildiğinde, kaybedilmiş sanılan taşınmazın geri dönüşü mümkündür.
Bilgilendirme: Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla kaleme alınmıştır; somut olayın özellikleri sonucu doğrudan etkilediğinden, dava yolunu seçmeden önce dosyanızın bir avukatla değerlendirilmesi gerekir.
Yararlanılan Yargıtay kararları
-
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2026/454, K. 2026/4238, T. 20.05.2026
-
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/5427, K. 2026/2926, T. 13.04.2026
-
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2026/375, K. 2026/1843, T. 09.03.2026
-
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/2737, K. 2025/6135, T. 23.12.2025
-
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/4533, K. 2025/6139, T. 23.12.2025
-
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/4349, K. 2025/4442, T. 13.10.2025
-
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/3379, K. 2025/4136, T. 01.10.2025
-
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2023/6390, K. 2025/3725, T. 16.09.2025
-
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/2561, K. 2025/3390, T. 30.06.2025
-
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/2274, K. 2025/3412, T. 30.06.2025
-
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/527, K. 2025/3076, T. 16.06.2025
-
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/1369, K. 2025/2045, T. 17.04.2025
-
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/847, K. 2025/1689, T. 25.03.2025
-
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/712, K. 2025/1222, T. 10.03.2025
-
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/144, K. 2025/443, T. 06.02.2025
-
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2023/6509, K. 2024/7074, T. 25.12.2024
-
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2023/292, K. 2024/531, T. 23.10.2024
-
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/3714, K. 2024/5100, T. 23.09.2024
-
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2023/3579, K. 2024/5087, T. 23.09.2024
-
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2023/4095, K. 2024/4399, T. 13.06.2024
-
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2023/3595, K. 2024/4269, T. 06.06.2024
-
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2023/2865, K. 2024/3983, T. 30.05.2024
-
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2022/8084, K. 2023/2090, T. 05.04.2023
-
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/1051, K. 2023/800, T. 27.03.2023
-
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2022/688, K. 2022/4359, T. 01.06.2022
-
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2019/4878, K. 2021/3219, T. 10.06.2021
-
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2020/8083, K. 2021/3648, T. 18.03.2021
-
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2019/611, K. 2020/6133, T. 19.11.2020
-
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2016/10608, K. 2019/4298, T. 02.07.2019
-
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2017/1154, K. 2017/2706, T. 04.04.2017
-
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 1991/308, K. 1991/418, T. 18.09.1991
Görsel temsilidir.
Anahtar kelimeler: vekâlet görevinin kötüye kullanılması, tapu iptali ve tescil davası, vekâletnamenin kötüye kullanılması, TBK 506 sadakat ve özen borcu, TMK 1023 iyiniyetli üçüncü kişi, TMK 1024 yolsuz tescil, sahte vekâletname, muvazaalı satış, ecrimisil, terditli tazminat talebi, ihtiyati tedbir, kesin yetki HMK 12, Yargıtay 1. Hukuk Dairesi kararları, azilname, gayrimenkul hukuku.
İstanbul gayrimenkul avukat