Estetik Ameliyatlarda Hekim Sorumluluğu ve Malpraktis: Eser Sözleşmesi Ekseninde Bir Değerlendirme
Yazar: Avukat Nusret Çetin
Giriş
Estetik cerrahi, tıp biliminin diğer dallarından ayrılan kendine özgü bir sorumluluk rejimine tabidir. Klasik tedavi ilişkisinde hekimden beklenen, hastalığı iyileştirmeye yönelik özenli bir çaba göstermesidir; sonucun elde edilememesi tek başına sorumluluk doğurmaz. Estetik müdahalede ise durum farklılaşır: hasta, var olan bir hastalıktan kurtulmak için değil, belirli bir görünüme kavuşmak için hekime başvurur ve genellikle taraflar arasında konuşulan, üzerinde mutabık kalınan somut bir sonuç vardır. Bu farkın hukuki sonuçları, son yıllarda Yargıtay içtihadında giderek netleşen bir çizgide ortaya konmuştur. Bu makalede, estetik ameliyatlardan doğan malpraktis iddialarının hukuki niteliği, sözleşmenin türü, aydınlatılmış onam yükümlülüğü, malpraktis-komplikasyon ayrımı ve zamanaşımı meselesi güncel Yargıtay kararları ışığında ele alınacaktır.
Estetik Müdahalenin Hukuki Niteliği: Eser Sözleşmesi mi, Tedavi Sözleşmesi mi?
Hekim-hasta ilişkisinin hukuki niteliğinin tespiti, uyuşmazlığa uygulanacak sorumluluk rejimini doğrudan belirler. Yerleşik öğretide, tedaviye yönelik müdahaleler vekalet sözleşmesi hükümlerine tabi tutulurken, sonucu belirli ve ölçülebilir olan, tamamen kozmetik amaçlı müdahaleler eser sözleşmesi olarak nitelendirilmektedir. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, eski tarihli bir kararında, taraflar arasındaki ilişkinin hekim-hasta arasındaki tedavi sözleşmesinden farklı olduğunu ve mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun eser sözleşmesine ilişkin hükümlerinin uygulanması gerektiğini vurgulamıştır (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2018/5312, K. 2019/139, T. 14.01.2019). Bu yaklaşım, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden sonra da devam etmiş, konu 6. Hukuk Dairesi’nin uzmanlık alanına girmiştir.
-
Hukuk Dairesi’nin mastopeksi, brakioplasti ve liposuction ameliyatına ilişkin bir kararında, sözleşmenin TBK’nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi niteliğinde olduğu, yüklenicinin edim borcunun bir eser meydana getirmek olduğu ve eser sözleşmesinin doğası gereği yüklenicinin sonucu garanti ettiği ifade edilmiştir (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2022/5247, K. 2024/2204, T. 13.06.2024). Aynı çizgi, meme protezi, büyütme ve dikleştirme ameliyatına ilişkin bir başka kararda da korunmuş; davacının meme ucu ve simetrisini kaybetmesi karşısında istenen sonucun elde edilemediği belirtilerek, ilk derece mahkemesinin bilirkişi raporuna dayanarak kusursuzluk sonucuna varmasının hatalı olduğuna hükmedilmiştir (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2021/2706, K. 2022/2509, T. 28.04.2022).
Sonuç Garantisi Kavramı: Eser Sözleşmesinin Pratik Sonuçları
Eser sözleşmesi niteliğinin kabulü, ispat yükünü ve sorumluluğun sınırlarını köklü biçimde değiştirmektedir. Tedavi sözleşmesinde hastanın, hekimin özen yükümlülüğüne aykırı davrandığını ispatlaması beklenirken; eser sözleşmesinde yüklenicinin (hekimin) taahhüt ettiği sonucu gerçekleştirememesi, kural olarak sorumluluğu doğurmaktadır. Göz kapağı ameliyatına ilişkin yakın tarihli bir kararında Daire, davalı hekimin eylemlerinin tıp biliminin genel kabul görmüş kurallarına uygun bulunduğu yönündeki bilirkişi tespitine rağmen, sözleşmenin eser sözleşmesi olduğunun ve taahhüt edilen görünümün sağlanamadığının gözetilmesi gerektiğini, aksi yöndeki bilirkişi raporuna dayanılmasının hatalı olduğunu belirtmiştir (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/1507, K. 2025/1137, T. 19.03.2025). Benzer bir değerlendirme, meme küçültme ve dikleştirme ameliyatı için de yapılmış; kusur bulunmadığı gerekçesiyle verilen ret kararının, eser sözleşmesinin niteliği gözetilmeden verilmiş olması nedeniyle isabetsiz bulunduğu vurgulanmıştır (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/2449, K. 2025/1005, T. 12.03.2025).
Burada dikkat çekici husus, Dairenin “kusur” ve “sonuca ulaşılamama” kavramlarını birbirinden ayırmasıdır. Adli Tıp Kurumu veya uzman bilirkişi heyetleri, hekimin tıbbi standartlara uygun davrandığı sonucuna varsa dahi, eser sözleşmesi ilişkisinde bu tespit tek başına davanın reddi için yeterli görülmemekte; asıl belirleyici olan, taahhüt edilen estetik sonucun fiilen elde edilip edilmediğidir. Nitekim revizyon ameliyatlarına konu bir uyuşmazlıkta, davacının mükerrer revizyon operasyonlarına rağmen istenilen sonuca ulaşılamaması, maddi ve manevi tazminata hükmedilmesinin gerekçesi olmuştur (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2022/3074, K. 2024/368, T. 29.01.2024).
Aydınlatılmış Onam Yükümlülüğü ve İspat Yükü
Sözleşmenin niteliği ne olursa olsun, hekimin hastayı işlem öncesinde ayrıntılı biçimde aydınlatma yükümlülüğü bağımsız bir denetim konusu olmaya devam etmektedir. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin nispeten eski fakat halen yol gösterici bir kararında, aydınlatma borcunun yerine getirilip getirilmediği tartışılmadan, salt komplikasyon tespitine dayanılarak verilen ret kararının bozulması gerektiği vurgulanmıştır; zira aydınlatılmış onam alınmaksızın gerçekleştirilen bir müdahalenin hukuka uygunluğundan söz edilemeyeceği kabul edilmiştir (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2013/16471, K. 2013/24506, T. 07.10.2013). Burun ameliyatına ilişkin bir başka uyuşmazlıkta ise, imzalanan onam formunda hastanın doldurması ve paraflaması gereken kısımların boş bırakılmış olması ve ikinci operasyon için onam formunun hiç bulunmaması, aydınlatmanın yetersizliği sonucuna varılmasına yol açmıştır (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2021/4602, K. 2022/3189, T. 08.06.2022).
Buna karşılık, onam formunun içerik olarak yeterli, hastanın imzasını taşıyan ve olası komplikasyonları ayrıntılı biçimde açıklayan nitelikte olması hâlinde, mahkemelerin aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirildiği sonucuna ulaştığı görülmektedir. Üst ve alt göz kapağı, orta yüz germe ve rinoplasti ameliyatlarına ilişkin bir kararda, onam formlarının bir kısmının içerik bakımından yetersiz kalmasına rağmen, sonradan yapılan muayenede işlemlerin amacına ulaştığının ve şikâyetlerin sübjektif nitelikte olduğunun tespit edilmesi üzerine davanın reddi onanmıştır (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/2448, K. 2025/1453, T. 14.04.2025). Benzer şekilde, konjenital spinal darlık ameliyatına ilişkin bir uyuşmazlıkta da, meydana gelen durumun onam formunda öngörülen bir komplikasyon olması ve bu hususun formda açıkça yer alması, davanın reddi için yeterli görülmüştür (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/907, K. 2025/192, T. 13.01.2025).
Bu içtihat çizgisinden çıkarılabilecek pratik sonuç şudur: onam formunun varlığı tek başına yeterli değildir; formun, gerçekleşen komplikasyonu somut ve anlaşılır biçimde içermesi, hastanın kendi el yazısıyla doldurması gereken kısımların eksiksiz doldurulmuş olması ve formu imzalatan hekimin fiilen müdahaleyi gerçekleştiren hekimle aynı kişi olması aranmaktadır.
Malpraktis ile Komplikasyon Arasındaki Sınır
Malpraktis davalarının belki de en tartışmalı noktası, ortaya çıkan olumsuz sonucun bir tıbbi hata mı yoksa öngörülebilir ve kabul edilebilir bir komplikasyon mu olduğunun tespitidir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, horlama ve uyku apnesi şikâyetleriyle yapılan bir ameliyat sonrasında ortaya çıkan nefes alma güçlüğü ve tat-koku kaybı iddialarını değerlendirdiği kararında, hem Adli Tıp raporunun hem de uzman hekimlerden oluşan heyetin bu sonuçları tıbbi hata değil öngörülen bir komplikasyon olarak nitelendirmesine dayanarak davanın reddini onamıştır (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/4786, K. 2024/3213, T. 21.10.2024). Aynı Dairenin bir başka kararında da, aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirildiği ve ortaya çıkan durumun komplikasyon niteliğinde bulunduğu vurgulanarak istinaf başvurusunun reddi isabetli görülmüştür (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/3712, K. 2024/2216, T. 12.09.2024).
-
Hukuk Dairesi ise, estetik plastik ve rekonstrüktif cerrahi alanında uzman akademisyenlerden oluşan bir heyetin, hastada belirgin bir deformite bulunmadığı ve revizyon operasyonuna gerek olmadığı yönündeki tespitine, ameliyat öncesi ve sonrası fotoğraflarla desteklenen bir değerlendirmeye dayanarak, davacının temyiz itirazlarını yerinde bulmamıştır (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2023/3351, K. 2024/4934, T. 18.12.2024). Bu kararlardan anlaşılacağı üzere, malpraktis ile komplikasyon arasındaki çizginin belirlenmesinde mahkemeler, büyük ölçüde Adli Tıp Kurumu ihtisas kurullarının ve ilgili uzmanlık dalından oluşturulan bilirkişi heyetlerinin teknik değerlendirmesine dayanmaktadır; ancak eser sözleşmesi niteliğindeki uyuşmazlıklarda bu teknik değerlendirmenin tek başına belirleyici olmadığı, yukarıda anlatılan sonuç garantisi ilkesiyle birlikte okunması gerektiği unutulmamalıdır.
Zamanaşımı Sorunu
Estetik malpraktis davalarında sıklıkla gündeme gelen bir diğer husus, uygulanacak zamanaşımı süresidir. Sorumluluğun haksız fiile mi yoksa sözleşmeye mi dayandırıldığı, bu noktada belirleyicidir. 6. Hukuk Dairesi’nin incelediği bir uyuşmazlıkta, davalı taraf, haksız fiil sorumluluğuna dayalı tazminat taleplerinin zararın öğrenildiği tarihten itibaren iki yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, ameliyat tarihinden dava tarihine kadar dört yıldan fazla süre geçtiğini ileri sürerek zamanaşımı definde bulunmuştur (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/2312, K. 2025/3241, T. 02.10.2025). Buna karşılık, ilişkinin eser sözleşmesi olarak nitelendirildiği hallerde, yüklenicinin ağır kusuruyla borcunu hiç veya gereği gibi ifa etmemesi dışındaki eser sözleşmesinden doğan alacakların beş yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu kabul edilmektedir. Bu farklılık, davanın hukuki dayanağının doğru seçilmesinin -salt maddi hukuk bakımından değil, davanın süresinde açılıp açılamayacağı bakımından da- ne denli kritik olduğunu göstermektedir.
Tazminatın Kapsamı
Sorumluluğun tespiti hâlinde, tazminatın kapsamı da estetik müdahalenin kendine özgü niteliği gözetilerek belirlenmektedir. Uygulamada maddi tazminat kalemleri arasında ödenen ücretin iadesi, revizyon ameliyatı giderleri ve varsa çalışamama nedeniyle oluşan gelir kaybı yer almakta; manevi tazminatın miktarı ise tarafların sosyal ve ekonomik durumu, olayın oluş şekli ve müdahalenin davacıda bıraktığı psikolojik ve bedensel etki gözetilerek belirlenmektedir. 6. Hukuk Dairesi’nin onadığı bir kararda, mükerrer revizyon operasyonlarına rağmen istenilen sonucun elde edilememesi üzerine, bilirkişi hesaplamasına dayalı maddi tazminatın yanı sıra, olayın davacıda yarattığı etki gözetilerek ayrıca manevi tazminata hükmedilmiştir (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2022/3074, K. 2024/368, T. 29.01.2024).
Sonuç
Estetik ameliyatlardan kaynaklanan malpraktis uyuşmazlıklarında Yargıtay’ın istikrar kazanmakta olan yaklaşımı, bu tür müdahalelerin -tamamen kozmetik amaç taşıdığı ölçüde- eser sözleşmesi hükümlerine tabi tutulması ve yüklenici hekimin taahhüt edilen sonucu garanti ettiğinin kabulü yönündedir. Bu yaklaşım, klasik tıbbi sorumluluk hukukunun “özen borcu” merkezli bakış açısından belirgin bir sapmayı ifade etmekte; hekimin tıbbi standartlara tam uyum göstermiş olması dahi, taahhüt edilen görsel sonucun elde edilememesi hâlinde sorumluluğu bertaraf etmeye yetmemektedir. Buna karşılık, aydınlatılmış onamın usulüne uygun alınması ve ortaya çıkan sonucun önceden öngörülüp forma yansıtılan bir komplikasyon niteliğinde olması, mahkemelerin davayı reddetme yönündeki değerlendirmesinde belirleyici olmaya devam etmektedir. Pratikte avukatların bu tür davalarda öncelikle sözleşmenin niteliğini doğru tespit etmesi, onam formunun içerik yeterliliğini titizlikle incelemesi ve zamanaşımı süresinin dayanılan sorumluluk türüne göre ayrı ayrı değerlendirilmesi, davanın sonucu üzerinde belirleyici rol oynamaktadır.
Kaynakça
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/4786, K. 2024/3213, T. 21.10.2024
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2023/3351, K. 2024/4934, T. 18.12.2024
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2013/16471, K. 2013/24506, T. 07.10.2013
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/3712, K. 2024/2216, T. 12.09.2024
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/2448, K. 2025/1453, T. 14.04.2025
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/907, K. 2025/192, T. 13.01.2025
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2021/4602, K. 2022/3189, T. 08.06.2022
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/1507, K. 2025/1137, T. 19.03.2025
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/2449, K. 2025/1005, T. 12.03.2025
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2018/5312, K. 2019/139, T. 14.01.2019
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2022/5247, K. 2024/2204, T. 13.06.2024
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2021/2706, K. 2022/2509, T. 28.04.2022
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/2312, K. 2025/3241, T. 02.10.2025
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2022/3074, K. 2024/368, T. 29.01.2024
Görsel temsilidir.
Anahtar kelimeler: estetik ameliyat, malpraktis, eser sözleşmesi, aydınlatılmış onam, hekim sorumluluğu, komplikasyon, tazminat, zamanaşımı, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi